logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEKKE DÖNEMİ

HUZURDA

Ömer mırıldandı:

- Allah'ın Resulü neredeyse, ya Habbab beni götür, O'na teslim olayım!

İman kadını Fatıma ile iman arslanı Said'in (r.a) sevinç gözyaşları iplik iplik... Ve Ömer'in yüzünde oynaşan elmas damlaları...

Ömer ve Hazret-i Habbab, Fatıma ve Said'in gözyaşları arasında evden çıkıp Safa eteklerine doğru bir rüzgâr gibi uçuyorlar...

Safa eteklerindeki ev, bildiğimiz karargâh...

En büyük Resul, sahabilerinin arasında, bir nur huzmesi içinde. Biri nefes nefes koştu:

- Ey Allah'ın Resulü Ömer, geliyor!... Belinde kılıcı... İzin ver kapı açılsın ve Ömer girsin... Hayır, için gelmişse ne güzel! Muradı eğer şerse, onun, belindeki kılıçla başını keseriz...

İzin verildi...

Zaten Ömer gelmeden, Cebrail (a.s) durumu Allah'ın Sevgilisine bildirmişti...

Allah'ın Resulü buyurdular:

- Bakalım, bekleyelim!..

Ömer kapıdan girdi. İki sahabi ok gibi fırlayıp kollarından yapıştılar:

- Bırakınız!

Emri veren, cihan Peygamberidir...

Allah rızasının hedefi Ömer, Âlemlerin Efendisinin karşısında:

- Niçin geldin ya Ömer!

- Allah'ın Resulüne iman getirmek için...

Başta İnsanlığın Efendisi ve bütün sahabeler tekbir aldılar.

Allah'ın Sevgilisi, mukaddes elini Ömer'e uzatıyor ve Ömer'i gömleğinden çekip kendisine yaklaştırıyor:

- Şehadet getir, ey Hattaboğlu!

- Şehadet ederim ki, Allah'tan başka Allah yok ve şehadet ederim ki Muhammed onun kulu ve Resulüdür...

Efendiler Efendisi dua ediyorlar:

- Ey Rabbim! Ömer'in kalbine hidayet ver!..

Ve Ömer'in kalbi nur ile doluyor... Ve Ömer'in büyük ruhuna ilahi ateş düşüyor... Artık bundan sonra Ömer, Hazret-i Ömer (r.a) oluyor...

Ve tekbir sesleri gökleri inletiyor...

Bu tekbir o kadar candan ve kuvvetle alındı ki, bütün Mekke titredi ve Kâbe'de toplu bulunan Kureyş kâfirlerinin kulağına çarptı:

- Ömer Müslüman oldu!

Diye bağırdılar...