logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEKKE DÖNEMİ

DEĞİŞEN YOL

Fokur fokur kaynayan Ömer, kız kardeşinin kapısı önünde... Kapıyı olanca gücüyle yumrukladı...

O da ne?

İçeriden namütenahi, biri ince, biri kalın, Ulvilerin ulvisi karı koca iki genç, baş başa Kur'an okuyorlar... Yanlarında bir öğretici... İrs oğlu habbab

Bir fısıltı, bir ahenk... Tatlı, yumuşak ve içleri dağlayan bir seda... Taşlar eriyebilir...

Gazab küpü Ömer kapıya yüklendi, şiddetle vurdu. İçeridekiler Ömer'i bu halde görünce Habbab'ı sakladılar. Kapıya koşup açtılar Ömer gürledi:

- O duyduğum sesler nedir? Muhammed'in dinine mi girdiniz?

Ve Said'i dövmeye başladı.

Kocasını kurtarmak isteyen Fatıma avaz avaz bağırdı:

- Ne yapıyorsun Ömer? Bu suçsuz adamı nasıl dövebiliyorsun?

Ömer evin içinde kükremede:

- Ey nefsinin düşmanı, sen ve kocan Müslüman olmuş öylemi?

Ve kız kardeşinin vecd aynası berrak yüzüne müthiş bir tokat attı.

Gürül gürül akan kan...

Ulvi kadın bir anda en büyük kahramanlık derecesine ulaştı ve hıçkırıklar içinde haykırdı:

- Ne yaparsan yap, ya Ömer, Ben ve kocam müslümanız! Allah ve Resulüne iman ettik? Var mı bir diyeceğin?..

Ömer'in karşısında pırıl pırıl nurlar akseden bir yüz ve o yüzde kan... Fatıma, cisimlenmiş iman...

Dağ gibi Ömer şaşırdı, taş kesildi...