logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEKKE DÖNEMİ

BASKI

O demlerde gelen ayetler, hep kıyametin dehşetinden ve kâfirlerin uğrayacağı müthiş azaplardan haber veriyordu. Tabii bu hal, kâfirleri çileden çıkarıyordu. Yine o günlerde şu mukaddes ayetler nazil olmuştu.

"Rabbinin azabı şüphesiz inecektir. Onu def'edecek (hiçbir şey de) yoktur. O gün gök sallanıp çalkalanır, dağlar (yerinden kopup) yürür. Vay artık o gün (önce peygamberi) tekzip edenlere! Ki onlar daldıkları batıl içinde oynayıp duranlardır. O gün onlar cehennem ateşine itilip katılırlar." ( Tur Suresi / 7-13 )

Bunu duyan kâfirler büsbütün dehşete kapıldı. Hemen Mekke'nin ileri gelenlerinden bir heyet kurdular. Maddi, manevi, ruhi, fikri, hâsılı her bakımdan hayatlarını allak bullak eden insanı susturacaklardı. Sayıları on'a yaklaşan bu heyetin içinde, Kureyş ulularından Ebu Süfyan da vardı. Peygamber amcası Ebu Talib' e başvurdular.

- Kardeşinin oğlu bizim dinimizi, ilahlarımızı tahkir ediyor. Cedlerimizi doğru yoldan sapmış gösteriyor ve her şeyimize hücum ediyor. Ya kendisini bu işden vazgeçirirsin yahut onun üzerinden himayeni alırsın. Biz onun hakkından elbette geliriz!

Peygamber amcası Ebu Talib, heyetin ilk müracaatını tatlılık ve yumuşaklıkla savdı. Ve yeğenini himayeye devam etti!..

Varlığın sebebi olan Cenab-ı Peygamber ilahi memuriyetine devamda; kâfirlerin kafasını patlatırcasına Allah'ın emirlerini tebliğ ediyor... Ve Kureyş kâfirlerinin aklı kamaşıyor. Ve büyük bir hiddet içinde yine Ebu Talib' e koşup avaz avaz bağırıyorlar:

- Ey Ebu Talib! Kardeşinin oğlunun bu yaptıkları nedir? Yeğenin zararlı bir meslek takip ediyor. Artık onu sustur. Yoksa, hem sana hem de ona karşı geleceğiz; veya bu yolda helak olacağız!..

Ebu Talib' in gönlüne sanki binlerce mızrak saplandı. Yine de mukaddes yeğenini sonuna kadar himaye azminden hiçbir şey kaybetmedi... Sadece:

- Düşüneceğim! Demekle yetindi...

Kâfirler haykırdı:

- Düşün ve neticeyi bildir!...

Asil amca mahzun mahzun düşünmekte... Şimdi mukaddes yeğenine nasıl ve ne şekilde söyleyebileceğini düşünüyor...

Kâinatın Fahrine haber uçurdu:

- Konuşup görüşeceklerim var, gelsin de kafa kafaya düşünelim!..

Peygamberler Peygamberi geldi...

Karşı karşıyalar... Nebiler nebisinin mesafelere hayat veren gözleri amcasında...

Ebu Talib ezile büzüle:

- Evladım, Muhammed'im, dedi; beni de, kendini de koru! Bana bu kadar ağır bir yükü yükleme!..