logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEDİNE DÖNEMİ

VATAN HASRETİ

Aradan bir zaman geçmişti ki, en büyük sıddıkiyet ve teslimiyet örneği Hz. Ebu Bekir ve Bilal-i Habeşi hummaya tutuldular. Gönüller vatan hasretiyle yanıyor, Mekke'ye doğru akıp gidiyordu. Mekke'nin havasını, suyunu ve mahsullerini hasretle anarak beyitler söylüyorlardı. Kendilerini Mekke'den mahrum bırakan küfür canavarlarına lanet ediyorlardı.

Bu hali gören Cenab-ı Hakk'ın Nebisi dua ettiler:

-Allah'ım! Mekke'yi sevdiğimiz gibi sen bize Medine'yi de sevdir! Ölçeklerimize ve kilerlerimize sen bereket ver ve Medine'yi bize sıhhat yatağı eyle, havasını güzelleştir ve hummasını kaldır!

Hazret-i Aişe (r.a.) anlatıyor:

-Biz Medine'ye geldiğimiz zaman orası öyle bir haldeydi ki, hastalığı, Allah'ın yarattığı her yerden fazlaydı. Biz gelince Bathan deresinin suyu akmaya başladı. Yeni su geldi. Toz ve toprak karışımından rengi ve tadı bozulmuştu...

Nebiyyi Muhterem'in duası üzerine Mekke sahabilerine yeni bir hayat geldi. Mukaddes dava uğruna her şeye katlanmak zevkiyle dolup taştılar.

Hazret-i Ömer (r.a.) in elleri ulvilik âlemlerinde:

-Ya Rabbi, dedi; bana Resulünün şehrinde şehitlik nasip et!

Akıbet öyle olacaktır.