logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

KÖPÜREN HAMLE

İslam hamlesi bir an için olsun durmadı. Daima ileri!.. İnsanlığı dalalet bataklığından kurtarmak ve hakikat mihrabına döndürmek için girişilen seferler hep devam etti.

Ufuk ufuk uçuyordu,

İşte nur serpen bu ordu!..

Hicretin yedinci yılı Cemaziülahir ayında Vadi'l-Kura fethedildi. Muhasara dört gün sürdü.

Hak ve adalet güneşi Hazret-i Ömer (r.a), 30 sahabiyle Tirbe denilen mevkie gönderildi. Gece yol alıp gündüzleri gizlendiler. Kâfirler haber alıp tabana kuvvet kaçtılar. Hazret-i Faruk, obalarının merkezine kadar at koşturdu. Fakat hiç kimseyi bulamadı. Nur şehri Medine'ye döndü.

Arkasından hilm âlemi yüce Sıddık (r.a), aynı ay içinde Fezare kabilesi üzerine gönderildi. Yetişip bir kısmını enseledi, bir kısmını da kılıca havale etti.

Yine sahabilerden Beşir İbn-ü Saadü'l-Ensari, aynı yıl Şaban ayında 30 kişilik cengâverle Beni Mürre üzerine gönderildi. Müthiş bir cenk oldu. Arkadaşlarının hepsi şehid düştü, kendisi de ağır yaralı olarak döndü.

Galib İbn-i Abdullah isimli sahabi, Necit taraflarını 200 mücahidle titretti, kırdığını kırdı ev aldığını alıp şanla şerefle döndü.

Hazret-i Üsame (r.a), evlat makamında ve Peygamberler Peygamberinin en sevdiklerinden biri, aynı zamanda istikbalin en büyük kumandanı, o anlatıyor:

- Allah'ın Resulü (selam üzerine olsun) bizi (Cüheyne kabilesinden) Hurka üzerine göndermişti. Sabah vakti düşmana yetiştik. O topluluğu bozduk. Ensardan bir mücahidle ben Fezarilerden bir kişiye kavuştuk. Fezari bizi görünce aklı başından giderek şuursuz bir halde La ilahe illallah! Dedi. Ensari hemen kılıcını indirip geri çekildi. Fakat ben kargımı Fezariye yerleştirdim, nihayet öldürdüm. Medine'ye gelip Allah Resulünün huzuruna çıktığımda gördüm ki, haber çoktan kendilerine erişmiş. Olanları Peygamberler Peygamberine anlattığım zaman çok üzüldüler ve dediler.

- Ya Üsame! Bu adam Lailahe illallah dedikten sonra niçin öldürdün?

Dedim:

- Ölüm korkusundan şehadet getirdi, ey Allah'ın Resulü!..

Yine aynı suali tekrar ettiler:

- Ya Üsame! Allah'ın varlığını kabul eden adamı nasıl öldürdün?

O kadar, hem o kadar tekrar ettiler ki, yerin dibine geçtim. Ve Allah'a yalvardım:

- Keşke bugüne kadar İslam'a girmemiş olsaydım da, şu anda, tertemiz, girseydim!..

Yine Allah Resulünün emriyle Beşir bin-i Saadü'l-Ensari, Aftan kabilesinin Cebbar isimli mıntıkasına 300 askerle yürüdü ve her yeri silip süpürdü.

Artık İslam okyanusu öyle bir dalgalanmıştı ki, bu ilahi çağlayışı durduracak hiçbir kuvvet yoktu.

Hayber kalesinin devrilen kapısı ile beraber küfrün kale kapısı da yerinden oynamıştı. Bütün cihana nur saçan İslam müthiş bir çığ gibi ilerliyordu.