logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

HAİN

Gerilerin müthiş haini ve püsküllü belası Kurayzalılar. Mekke müşriklerinden aldıkları işaretle Medine içine kadar girmiş ve hıyanetini açığa vurmuşken, Kureyş ordusunun arkasına bile bakamadan Mekke'ye kaçtığını görünce ne edeceklerini şaşırdılar, geriye ülkelerine döndüler ve surlarını kendilerine siper ettiler, kalın duvarların arkasında akıbetlerini beklemeye başladılar.

Allah'ın Sevgilisi, Hazret-i Aişe'nin hücresine gidip kılıcını astı.

Melek geldi ve hitap etti:

- Ey Allah'ın Resulü! Sen silahını asıyorsun ama melekler, silah elde bekliyorlar. Lahza geçirmeden Kurayza üzerine yürü!..

Sokak sokak nida:

- Ey insanlar! Muharebede ibadeti kazaya kalanlar namaza durmasın! Hemen herkes toplansın! Namaz, toplu olarak başka yerde kılınacak!..

Muazzez sahabiler hemen toplandı. Yeni bir şevk ve yeni bir heyecan ile kılıçlarını kuşandılar. Kurayza muhasara edildi. Namazlar orada kılındı.

Peygamber sancağı Allah'ın arslanı Hazret-i Ali'nin elinde. Sancak Hazret-i Ali (r.a) tarafından surların önüne dikildi.

Yirmi gün süren muhasara.

Yahudiler İslama davet edildi, fakat kabule yanaşmadılar. Nasipsiz nasiplerinde kaldılar. Allah'ın arslanı ve evliyalar sultanı Hz. Ali (r.a) kükredi:

- Ya ben amcam Hz. Hamza'nın içtiği şerbetten içerim ve bu tatlı candan geçerim yahut bu kal'anın içine dalarım!

Cengâverliğiyle meşhur bu Yahudi oymağı, Hz. Ali'nin karşısına kimi çıkardıysa tepelendiğini gördü. Cenab-ı Ali (k.v) nin Uhut'tan sonra Beni Kurayza meydanında gösterdiği kahramanlık destan çapında. Otuzuna doğru yol alan bu iman gencinin elinde kılıç, yıldırımdan bir kamçı. Her kime dokunsa yakıp kül ediyor.

Yahudiler işin çıkmaza girdiğini gördüler, Allah'ın Sevgilisine haber gönderdiler:

- Saad bin-i Muaz hakem olsun. Ne derse makbulümüz.

Uhut cenginde yaralanan ve son demlerini yaşayan büyük sahabiyi sedye ile getirip Allah Resulünün huzuruna çıkardılar. Kâinatın Efendisi Saad Hazretlerine hitap ettiler:

"Saad, seni hâkim tutuyorlar." Senin hükmüne razı oldular.( Söyle bu insanlar hakkında hükmün nedir?"

Şanlı sahabi şöyle dedi:

"Hükmüm odur ki, ey Allah'ın Resulü"; bunların harb edenleri öldürülür, kadınları ve çocukları da esir edilmelidir!

Resul-i Zişan buyurdular:

- Ey Saad! Aziz ve Celil olan Allah'ın hükmüne uygun hükmettin! (Tecrid-i Sarih Tercemesi / C.10 / S.246)

Yahudi ihaneti böylece cezasını buldu.

Ve yüce hakem Saad bin-i Muaz (r.a), aldığı ok yarasının tesiriyle şehid oldu.

Kâinatın Fahri:

- Saad'ın ölümünden Rahmanın arşı titredi, buyurdular.

Saad Hazretlerinin mezarı gül bahçesi gibi etrafa kokular saldı.