logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

ŞARAP VE KUMAR'IN YASAKLANMASI

Itban bin Malik(r.a), bir evlenme ziyafeti verdi. Müslümanlardan nicelerini de davet etti. Saad bin Ebi Vakkas (r.a) da orada idi. Ziyafet yemeği için hazırlanan kızarmış deve kellesini yediler, içtiler, başları iyice dumanlanınca asalet iddialarına kalkıştılar. Şanlı sahabi Saad (r.a) de kendi asaletini öven bir şiir okudu. Ensar'dan biri buna öfkelendi ve Saad (r.a) ile aralarında bir tartışma çıktı. Saad'in başı yaralandı.

Saad (r.a) Hazretleri, Kâinatın Efendisine koştu ve o ensariyi şikâyet etti. Bunun üzerine Hazret-i Ömer (r.a) ellerini ulvilik âlemlerine açıp şöyle yalvardı:

- Ya Rab! Şu içki hakkında bize kâfi bir açıklama yap!..

Ve Allah'ın emri geldi. Hem de en şiddetlisi:

"Ey iman edenler! Şarap, kumar (tapınmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bun (lar) dan kaçının ki, muradınıza eresiniz. Şeytan şarapta ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah'ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?" (Maide Suresi / 90-91)

İmanın billurlaşmış nurdan abidesi Hazret-i Ömer (r.a) gözyaşları içinde sesini yükseltti:

- Vazgeçtik ya Rab!..

Ve bu ilahi emir imanlı yüreklere kurşun gibi işledi. Bütün şarap küpleri devrildi ve kırıldı. Öyle ki, Medine sokaklarından sel gibi şarap aktı. Artık şarabın tek damlasını, rengi nasıldır diye parmağının ucunu bile değdiren olmadı.

Kumar denilen afette ebedi olarak Medine ufuklarından atıldı.

Şarabı, kumarı ve nice kötülüğü yasak edici emirlerle beraber, şanlı sahabiler, yasağın en derin hikmeti içinde, Allah tarafından çizilen mukaddes sınırların kuş uçurtmaz bekçileri oldular. Öyle ki, gece gündüz, zaman ve mekân boyunca İlahi hikmet denizinde murad kutbuna doğru yol aldılar. Öyle bir dünya kuruldu ki, Cennet bulvarlarını andırıyordu. İslamın altınla doldurduğu kalpler, saffet ve ulviyet yatağı oldu.

12