logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

NEBİYYİ EKREM ZIRHINI GİYİYOR

Nihayetsiz olan mülkün seyyidi ve Kevser Havuzu'nun sahibi Cenab-ı Mustafa (s.a.v) o günün ikindi namazını da kıldılar.

Namazı bitirince evlerine geçtiler. Hilm âlemi yüce Sıddık ile hak ve adalet güneşi Hazret- i Ömer (r.a) da beraberlerindeydi. Kainatın Efendisinin elbiselerini giydirdiler. Müslümanlar bir havuzdan boşalan su misali akın akın Peygamber evinin etrafını aldı. Saf olup Resul- i Zişan'ın çıkmasını bekliyorlardı. Sahabi ulularından Saad bin Muaz ve Üseyd bin Hüdeyr (r.a), Peygamber evinin önünde kümelenen diğer sahabilere hitap ettiler:

- Ey Müslümanlar, hiç de iyi etmediniz! Resul- i Ekrem'i kendi haline bırakmadınız! Onun tedbiri, düşmana karşı çıkmak değildi, işi O'na bırakın. Dilediği gibi yapsın. Gidin yalvarın, emrine baş eğdiğinizi söyleyin!..

Sahabiler böyle dertleşirken, Allah'ın Resulü, sırtında zırhı ve belinde kılıcı, kapıda göründüler. Sahabiler bu manzarayı görünce nedametle ileri atıldılar ve dediler:

- (Anamız babamız sana feda olsun) ey Allah'ın Resulü! Bizim muradımız sana aykırılık değildi. Ne dilersen onu işle!..

Âlemlerin Efendisi buyurdular:

- Hiçbir peygambere, Allah, onunla düşmanı arasında hükmedinceye kadar, zırhını giydikten sonra çıkarmak layık olmaz!