logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

DAİMA İLERİ

İşte yollar açıldı, haydi koş şanlı atım,
Pek yakında dünyayı tutacak saltanatım!..

Ve büyük Bedir hamlesinden sonra sıyrılan İslamın elmas kılıcı. Bu kılıç, havada ıslıklar çalarak ebedi hareket rüzgârlarını yol yol açtı. Bu kılıç, avucunda ebedi şifayı taşıyarak kanayan insan kafalarını hidayet şafağına indirdi.

Daima ileri.

Üst üste üç tebessüm.

İnsanlığın Efendisi, Amir isimli a'ma bir sahabiyi, o sahabi için bütün yollar kapalı, bütün kapılar kilitli olduğu halde, kendi kabilesinden, Esma bin-i Mervan isimli kâfir ve lanetli kadını öldürmeye memur ettiler. Bu lanetli kâfir kadının bütün işi, İslamiyeti ve Allah'ın Sevgilisi'ni küçük düşürmek. Yılandilini İslamiyet ve Peygamber aleyhine oynatıp duruyor.

Gönül gözü açık, fakat kafa gözü kapalı. A'ma sahabi, kılıcını aldı ve yola koyuldu. Kılıcını kâfir kadının göğsüne dayayıp hamle edinceye kadar gözleri açık bir insandan daha emin adımlarla gitti ve kâfir kadını azap diyarına gönderip şanla şerefle geri döndü.

İslam okyanusu köpük. Bir nefes olsun durmak yok. İslam sancağı rüzgâr rüzgâr ufuklarda dalgalanıyor.

İkinci teşebbüs, Süleym oğulları üzerine. Şanlı bayrak Hazret-i Ali'nin elinde. Vardılar, bomboş çölle karşılaştılar. Düşman kaçıp inine çekilmiş. Bekleyip döndüler.

Üçüncü teşebbüs.

O günlerde 120 yaşına gelmiş bir Yahudi vardı. Bu yaşa geldiği halde, düşmanlıkta bir taneydi. Allah'ın Resulüne söylemediği hezeyanı bırakmıyordu. Bununda çaresine bakılmak icap ediyordu.

Allah'ın Sevgilisi, bu mel'un üzerine Salim bin Umeyr'i memur ettiler. Şanlı sahabi vardı, yahudiyi buldu ve kılıcını lanetli kâfirin ciğeri üstüne dayadı ve dürttü. Kılıç Yahudi'nin ciğerinden girip arkasından çıktı. Yahudi'nin çığlığı göklere yükseldi:

- Öldüm!..

Salim Radiyallahu Anh gök gibi gürledi:

- Geber, Mel'un!