logo

logo

ALEMLERİN HÜZÜN YILI

MİNA HUTBESİ

Sahabilerden Ebu Bekre (r.a) den rivayete göre Allah'ın Resulü devesi üstüne oturduğu ve devenin dizgini birisi (Bilal) tarafından tutulduğu halde irad ettiği hutbesinde şöyle buyurdu:

- "(Ey nas! Mütemadiyen dönmekte olan) zaman" (ve yıl, ay dediğimiz vakit ölçüsü bugün,) Allah'ın "gökleri, yerleri yarattığı günkü (ilk) vaziyetine" dönmüştür (ve yıl, ay, o ilk hesaba tabi bulunuyor ki); bir yıl, ay ölçüsü ile on iki aydır. Bunlardan dördü haram (yasak) aylardır ki, üçü arka arkaya Zilkade, Zilhicce, Muharremdir. (Dördüncüsü) Mudamı ayı olan Receb'dir. O, Cümadi (el'ahir) ile Şaban arasındadır. Sonra Allah'ın Resulü:

- (Ey mü'minler!) Bu ay hangi aydır? diye sordu. Biz:

- Allah ve Resulü daha iyi bilir! Dedik. Resulüllah sükût etti. Biz Allah'ın Resulü bu aya eski adından başka bir ad verecek sandık. Sonra:

- Zilhicce (ayı) değil midir? Buyurdu. Biz:

- Evet, Zilhicce'dir! dedik. Allah'ın Resulü:

- Bu, içinde bulunduğumuz hangi beldedir? Buyurdu Biz:

- Allah ve Resulü daha iyi bilir! dedik. Resulüllah sustu. Bir derecede ki biz Resulüllah'ın Mekke'ye yeni bir ad vereceğini sandık. Sonra Resulüllah:

- Mekke şehri değil midir? dedi.

- Evet, (ey Allah'ın Resulü) Mekke'dir! dedik. Resulüllah:

- Bugün hangi gündür? diye sordu. Biz:

- Allah ve Resulü bilir! dedik... Yine Resulüllah sükût etti. Hatta, biz, bugüne eski adından başka bir ad verecek sandık. Allah'ın Resulü:

- Yevmünnahr (kurban kesimi günü) değil midir? buyurdu: Biz:

- Evet, yevmünnahr'dır! dedik. (Bu mukaddemelerden sonra) Allah'ın Resulü, (mal, can, ırz masuniyetine işaret ederek) buyurdu ki:

- (Ey insanlar!) şu halde iyi biliniz ki, bu şehrinizde, bu beldenizde, bu gününüzün haram olduğu gibi (birbirinize) kanlarınız (ı dökmek), mallarınız (ı almak), namuslarınız (selbetmek) de haramdır. (Her türlü taarruzdan masundur). Muhakkak ki siz, Rabbinize kavuşacaksınız. O zaman bütün işlerden sorulacaksınız.

- Ey nas! Aklınızı başınıza toplayınız da benden sonra birbirinizin boynunu vuracak surette dalalete, vahşete düşerek (cahiliyet devrine) dönmeyiniz!

- En insanlar! Bu nasihatlerimden mütenebbih olup bunları burada hazır bulunanlarınız, burada bulunmayanlarınıza tebliğ etsin!..

- Olabilir ki, kendisine tebliğ olunan bazı kimse, burada bulunup işiten bir kısım kimseden daha iyi anlayıp bellemiş olur! Bundan sonra Allah'ın Resulü iki defa:

- Tebliğ ettim mi, tebliğ ettim mi? buyurdu. Biz (de hep bir ağızdan haykırdık) :

- Evet ettin (Ey Allah'ın Resulü)!

- Burada hazır bulunanlar bulunmayanlara tebliğ etsin!..