logo

logo

ALEMLERİN HÜZÜN YILI

VARLIKLARIN EN YÜCESİ

Malumdur ki, Allah Resulü'nün yaratılışı bütün peygamberlerden evveldi. Adem (a.s.), ruh ile ceset arasındayken Nebiler Nebisi Cenab-ı Mustafa'ya nübüvvet verilmişti.

Şeyh Galip şöyle der:

Çün "evvel-i ma halak"tır ol nur
Sani-i Huda desem de mazur

[Madem ki o nur yaratılmışların ilkidir, O'na Huda'yı takip eden desem mazurum]

Evet, O Allah Sevgilisi, O cihanın Kabesi, O âlemler müjdecisi yaratılmışların ilkidir. Halik-i Azim'in muhterem Peygamberi, topyekûn insanlar içinde, ahd ve misak alanların da ilki. Ezel meclisinde "Elestü birabbiküm = Rabbiniz ben değil miyim?" hitabına "Bela = Evet!" cevabını veren ilk insan yine O'dur.

Gelmemiştir âleme öyle şanlı bir Nebi,
O'nun tebessümü yakardı güneş gibi,



O'nun faziletlerini, O'nun yüceliğini, O'nun şan ve şerefini belirtmeye imkân var mı?

Bizzat Yaratan O'na "Sevgilim" dediğine göre, artık gerisini siz hesap ediniz.

Faziletlerin başında, insan ve bütün kâinatın O'nun yüzü suyu hürmetine yaratılmış olması vardır.

O öyle bir şan ve şerefin sahibidir ki, arş, gökler ve cennetler üzerine mukaddes adı yazılmıştır.

Göbeği kesilmiş ve sünnetli olarak doğmuşlardır.

Doğumlarında, şehadet parmağını kaldırıp secdeye varmışlardır.

Melekler beşiğini sallamış ve yine beşikte ay onunla konuşmuştur.

Anneleri, vücudundan bir nur fışkırıp ışığının Şam saraylarına düştüğünü görmüştür.

Mekke'nin o yakıcı sıcağında daima üzerinde bir bulut dolaşmış ve kendilerini güneşin hararetinden korumuştur.

Ağaç, köklerini sıyırıp huzurlarına gelmiş ve gölgesini kendilerine verecek şekilde başında nöbet tutmuştur.

Mübarek göğüsleri şakkedilmiştir.

Hira Dağı'nda ilk vahiy anında Cebrail (a.s.) kendilerini, üç kere göğsünde, kuvvetli kuvvetli sıkmıştır.

Ve aç yatıp tok kalkmıştır. Allah, Sevgilisine, Cennetten yiyecek ve içecek ikram etmiştir.

Mübarek sesleri, seslerin yetişemediği yere kadar uzanırken kulakları da, hiçbir kulağın duymayacağı sesleri işitirdi.

Uykularında gözleri uyurken kalpleri uyumazdı.

Güneşe ve aya karşı yürüdükleri vakit gölgeleri yere düşmezdi.

Nereye giderlerse melekler de beraber gelirler ve artlarınca yürürlerdi. Gazalarda da beraberce cenkleşirlerdi. Bedir Gazası bunun en muhteşem örneğidir.

Evet:

Âlemdeki her zerre emrinde uçan ordu,
Onu gördüğü anda taş selam duruyordu!