logo

logo

ALEMLERİN HÜZÜN YILI

EN CAN ALICI NOKTA

İnsan denizini hüzün deminin bastığı, gönüllere hicran oklarının saplandığı bu an, Allah'ın Sevgilisi, mukaddes gözleriyle yığınları tarayıp sordular:

- Yarın beni sizden soracaklar; ne diyeceksiniz?

Yüz binlik sahabi denizi uğuldadı:

- Allah'ın emirlerini bildirdi; risalet vazifesini yaptı diyeceğiz.

O anda Kâinatın Efendisinin gözleri semaya doğru kaydı. Sağ ellerinin şehadet parmağını üç kere kaldırıp indirdiler:

- Şahit ol ya Rab, şahit ol ya Rab, şahit ol ya Rab!

Birden gökler delindi. Allah'ın vahyini hamil olan melek geldi. Nebiler Nebisi'nde İlahi haşyet. Omuzlarında bütün derinliğiyle gök, alınlarında nokta nokta elmas damlaları. Ve bütün azalarında İlahi vahyin eritici alametleri.

Cebrail aleyhisselam Allah'ın emrini getirmiştir:

"Bugün sizin dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve din olarak Müslümanlığı (verip) ondan hoşnut oldum." (Maide Suresi /3 )

Sahabiler sarayının eşsiz sultanı ve insanoğlunun en büyüğü Hazret-i Ebu Bekir (r.a), ayeti duyar duymaz her şeyi anladı. Gözlerine yaşlar hücum etti.

Demek ki yüce Allah, pek yakında, Sevgilisini ebediyet âlemine davet edecektir.

Nasıl ağlamasın?

Ağladı, ağladı, ağladı. Gözyaşları mübarek sakalını ıslatıncaya kadar ağladı.

İkindi vakti, zeval güneşinin kaydığı ufukların önünde yüz bin iman kahramanı.

Gözleri Allah'ın Sevgilisinde...

O nuru, yudum yudum içiyorlar.

Peygamber Müezzini Hz. Bilal (r.a), gür ve yanık sesiyle ezan okudu ve sahabileri büsbütün yaktı. Öğle ve İkindi namazları, orada ve bir arada kılındı.

Kâinatın İmamı, sahabilerinin önünde tekbir alıyor.

Akşam, evlat makamındaki Hz. Üsame'yi develerinin sırtına almış, Arafat'tan iniyorlar.

Sahabiler denizi yine dalga dalga, görülmemiş bir heyecan.

Varlığın sebebi olan Cenab-ı Peygamber, yavaş yavaş ilerliyorlar ve etrafa:

- Eskine, eskine = Sükûnet bulun, ey insanlar, sükûnet bulun!

Diye hitap ediyorlar. Nur denizi Mina'ya doğru ağır ağır akıyor...