Ve bana dua ettiler. O anda kalbimde korku ve endiþenin tek izi kalmadý...
Karanlýk ve rüzgârlý bir geceydi... Üzerimize ondan daha korkunç bir gece gelmemiþti... Hemen fýrladým, kâfirlerin arasýna karýþtým. Oraya vardýðým zaman görülmemiþ bir rüzgâr beni uçurmaya baþladý... o yarin bir karýþ dýþýnda o þiddetten eser yoktu... Döndüm. Yolda bir takým atlýlar gördüm. Bana seslendiler: Peygambere haber ver, Allah kafirlerin hakkýndan geldi!.. Yine o þanlý sahabinin görüp iþittikleri; küfür ordusunun baþbuðu Ebu Süfyan þöyle baðýrýyormuþ: - Ey Kureyþliler! Burasý durulacak gibi deðil! Devletimiz ve atlarýmýz kýrýldý, gitti!.. Bu rüzgârýn ne bela olduðunu görüyorsunuz! Hemen göçüp gidelim... Ýþte ben gidiyorum... Aklý olan peþimden gelsin.. Allah Resulünün duasý: "Ey Allah! Ey Kur'an gönderen Allah! Ey düþmanlarla hesabý tez (Rabbim!): Sen (Medine önünde toplanan) þu Arap kabilelerini daðýt Allah'ým! Onlarýn topluluklarýný kýr, iradelerini sars (da yerlerinde tutunamasýnlar) Rabbim!" Ýþte o gece Nebiyyi Muhterem'den Arþ'a yükselen dilek... Gece... Ses ve hareketi yutmuþ bir gece... Birden bir kýyamet... Kasýrga... Bir rüzgâr ki, kum denizinin dibine kadar iþlemekte, çölü okyanus dalgalarýyla kabarmakta... Bir kýyamet ki þimþek þimþek düþmanlarýn baþýnda patlýyor. Düþman þaþkýn, periþan ve bitkin... Düþman tarafýnda, at, çadýr, silah, ne varsa rüzgâr rüzgâr uçuyor... Develer acý acý baðýrýyor. Cihan, ateþ þimþekleri gibi yakýcý... Düþmanýn ordugâhý birbirine girdi. Ebu Süfyan ciðerine mýzrak saplanmýþ gibi avaz avaz baðýrmaya baþladý: - Haydin, ey Kureyþ topluluðu! Durulacak zaman deðil!.. Devesinin üstüne zýpladýðý gibi o müthiþ kasýrganýn önünde bir yapraktan farksýz, Mekke'ye doðru süzülürken herkes onun arkasýna düþtü. Gökler, müþrikleri Mekke'ye doðru üfleyip duruyor... Kâfirler öyle bir hale geldiler ki canlarýný Mekke'ye zor attýlar... |