Rab buyurdu:
- Öyle bir insan ki, O'ndan daha keremlisini yaratmadým ve göklerle yeri halketmeden O'nun adýný kendi ismimle yan yana Arþ üstüne yazdým. O'nun ümmeti cennete girmeden de cenneti baþka ümmetlere haram kýldým! - Ya Rab! Onun ümmeti kimlerdir? - Çok çok hamdedicilerdir! Gündüzleri oruçlu ve geceleri ibadet halindedirler. Allah korkusu çekerler ve her an þehadet getirirler. Ben onlarý cennetime alýrým. - Ya Rab! Beni o ümmetin peygamberi kýl! - Onlarýn peygamberi kendilerindendir! Musa Peygamber bu sefer niyaza baþladý: - Ya Rab! Beni O'nun ümmetinden eyle! Allah ferman etti: - Ya Musa! Sen evvel geldin, O, sonradan gelecektir. Dünyada O'nunla birleþemezsin! Lakin seninle O'nu celal aleminde birleþtireceðim!.. (Mevahibü'l - Ledüniyye) Ey O'na ümmet olmak þerefini kazanan bahtiyarlar! Baþýnýzda taþýdýðýnýz bu ebediyet tacýný muhafazaya dikkat ediniz. Gerçek manada O'nun ümmeti kurtulmuþtur. Kadý Iyaz, "Benim þeref ve itibarýmý artýran ve adeta ayaklarýmý Süreye yýldýzýný çiðniyor gibi yükselten senin "Ey kullarým!" kavline dahil olmam ve Hazret-i Ahmed-i Muhtar'ý bana peygamber kýlmandýr!" der. Burada iþaret edilen ayet þudur: "Ey benim ayetlerime iman edip de Müslüman olan kullarým, bugün size hiçbir korku yoktur. Siz mahzun da olmayacaksýnýz." (Zuhruf Suresi / 68) Allah'ýn Sevgilisi, topyekun zaman ve mekanýn ve bütün mahlukatýn Peygamberi buyurdular: - "Bana beþ þey verildi ki, bunlar benden önce hiç kimseye verilmemiþtir. Daha bir aylýk mesafede düþmanlarýmýn kokusu ile bana nusret verildi. Ganimet malý benden önce hiç kimseye helal deðilken bana helal oldu. Bütün yeryüzü benim için mescid ve her tarafý temiz oldu. Herkes istediði yerde namazýný kýlabilir. Bana þefaat verildi. Her peygamber yalnýz kendi kavmine ben ise bütün insanlara Peygamber olarak gönderildim." Yine o buyuruyor: - Kýyamet günü ben, Peygamberlerin imamý ve þefaat sahibiyim. Bunu iftihar için deðil, tahdis-i nimet için söylüyorum." (Tirmizi) Yine bir hadisleri: - "Ben kýyamette insanlarýn Efendisiyim ve fahr etmem! Elimde hamd sancaðýný taþýmaya memurum ve fahr etmem!" Böyle demekteki muratlarý, yüce Allah'ýn kendilerine ikramýný bildirip nimeti dile getirmektir. Ta ki, ümmetin kendilerine baðlýlýðý ona göre olsun. "Fahretmem!" buyurmalarý da ince bir hikmet, her kudreti Allah'a baðlamak ve nefslerini hiç ve hakir görmek. Þu hadis de O'nun mukaddes dudaklarýndan süzülmüþtür: - "Ben, Adem evlatlarýnýn Efendisiyim. Buna fahr etmem. Yer, kendisi için ilk yarýlacak ve yerden ilk çýkacak benim. Ýlk þefaat edecek ve þefaati makbul olacak da benim. Livaül-hamd sancaðý benim elimdedir. Adem ve ondan sonraki herkes bu sancaðýn altýndadýr." (Tirmizi) Bir baþka hadis:
- "Her Peygamberin makbul bir duasý vardýr. Ben duamý ahrette ümmetime þefaat için býraktým." (Buhari ve Müslim, Enes (r.a.)'dan rivayet etmiþlerdir.) Müslim yoluyla gelen bir baþka hadis:
- "Ben havz üzerinde (sizden önce gidip, her þeyi hazýrlayarak sizleri karþýlayacak olan) kafile öncüsüyüm!.." |