![]() Bir gün kadýnýn biri, Kâinatýn Efendisine güzel bir hýrka takdim etti: - Ey Allah'ýn Resulü, dedi; bu hýrkayý size getirdim ki, mübarek sýrtýnýza geçiresiniz! Allah'ýn Resulü hýrkaya ihtiyaçlarý olduðu için onu alýp mübarek sýrtlarýna geçirdiler. Tam o an biri geldi ve: - Ey Allah'ýn Resulü, dedi; ne güzel hýrka! Onu bana ver! Âlemin Fahri hýrkayý hemen üzerlerinden çýkarýp isteyene verdiler. Âlemde ihsan ve zarafet derecesinin bu kadarý görülmemiþtir. �mam- ý Vakýdi: Allah'ýn Resulü, Huneyn Gazasý'nda Saffan'a bir dere dolusu koyun ve deve baðýþladý. Bunun üzerine Saffan çýðlýðý bastý:
- Böyle bir cömertliðe hiçbir nefis katlanamaz; ancak Peygamber nefsi katlanabilir! Nebiler Nebisi, Saffan'a, bir defa da öyle bir ihsanda bulunmuþlardý ki, ondaki küfür illetine bundan daha tesirli ilaç olamazdý. Nitekim Saffan, bu ilacýn tesiriyle �slam'a can attý. Allah Resulünün, hem dünya ölçüsüyle zengin etmeleri, hem de bu yoldan onu cehennem azabýndan korumalarý ve cennete layýk kýlmalarý, þefkat ve merhametlerinin tecellisindendir. Böyle bir rahmeti bilemeyen insanlýk, kahrolmaz da ne yapar. Bir kere de Allah'ýn Resulüne 90 bin akçe getirmiþlerdi. Bu parayý hasýr üstüne döktüler ve taksim ettiler. Hiçbir ferdin isteði reddedilmedi. Para bitince biri geldi: - Ey Allah'ýn Resulü, dedi; bana da yardým et! Buyurdular: - Verecek þey kalmadý. Fakat sen git, pazardan dilediðini al! Parasýný biz öderiz! Adam, sevinç içinde gitti ve pazardan dilediðini aldý. |