Allah'ýn Resulü azim bir ahlakýn sahibiydi. Nerede bir hasta olsa ziyarete giderler, nerede bir cenaze olsa hazýr olurlardý.
Bir gün huzurlarýna bir kadýn geldi. Bu kadýn akýlca biraz noksandý. Edep ölçülerini bilmediði için: - Ey Allah'ýn Resulü, dedi; seninle bir iþim var! Ancak bunu sana tenhada söyleyebilirim. �nsanlýðýn Efendisi buyurdular: - Ya Umme fulanin! Dar yollarýn hangisini istersen bak ki ora da senin hacetini yerine getireyim (Müslim) Beraberce yola çýktýlar ve kadýnýn istediði noktaya oturup onun derdini dinlediler. Bu, sahabilerden Ummu Zufer isminde bir kadýndý. Kendisi Peygamber zevcesi Hazret-i Hatice'nin baþýný tarayan bir kadýndý. Bir gündü. �nsanlýðýn Efendisi sýkýntýlý bir haldeydi. Bir bedevi geldi, bir þey sormak için huzuruna girmek istedi. Sahabiler dediler ki: - Bugün bir þey sormasan iyi edersin. Zira Allah Resulünün caný sýkýntýlý. Adam atýldý: - Beni býrakýn. Ben onu güldürmeden huzurundan ayrýlmam! Ve Âlemin Fahri'nin nur baðýþlayan huzuruna varýp: - Ey Allah'ýn Resulü, dedi; duydum ki Deccal insanlara tirid yedirecek, yemeyen insanlar acýndan ölecek. Ne buyurursun, ben onunla karþýlaþsam yemeyerek acýmdan mý öleyim, yoksa yiyip karnýmý doyurduktan sonra, yine onu inkâr ve Allah'a imaným üzere mi kalayým? O an Nebiler Nebisinin yüzünde saadet gülleri açýldý, öyle tatlý gülümsediler ki, Mübarek diþlerinin pýrýltýsý etrafa ýþýklar saçtý ve þöyle dedi: "Hayýr, sen ondan yeme, Allahu Teala seni acýndan öldürmez!". O Allah Sevgilisi, �nsanlýðýn Efendisi ve Âlemler müjdecisi insanlarýn en neþeli ve güler yüzlü olaný idi. Ancak vahiy geldiði anlar mübarek yüzünün rengi deðiþirdi. Ahireti hatýrladýðý zamanlarda ise bir baþka manaya bürünürlerdi. Ve mübarek lisanlarýndan daima þu kelimeler dökülürdü: "La havle vela kuvvete illa billâh!" |