Ve doðruca Kâbe' ye varýp kur'a attý ve isim düþtü:
- Abdullah!.. Kur'a en küçük oðlu Abdullah'a düþmüþtü. O da kaderine boyun eðdi... Ýlâhi tecelliye bakýnýz ki, kurban olmak Peygamber babasý Abdullah' a kaldý... Demek bu fidan boylu, gümüþ bedenli güzel genç, kurban edilecek... Abdülmuttalib, eline bir býçak aldý, Abdullah'ý bileðinden yakaladýðý gibi bir kenara çekti ve boðazlamaya hazýrlandý... O ân Kureyþ ulularý koþuþtular: - Olmaz, yâ Abdülmuttalib, olmaz! Abdülmuttalib baþýný kaldýrýp sordu: - Neden olmasýn? Cevap verdiler:
- Biz senin oðlunu bu tarzda boðazlamana razý deðiliz!
- Oðul benim deðil mi?
- Senin!
- O halde size ne oluyor?
- Þu oluyor, yâ Abdülmuttalib! Aramýzda evlât kurban etmek âdeti yerleþir ve önüne gelen, oðlunu nezreder ve Kâbe'ye getirip boðazlamaya kalkar... Sen Rabbinden baþka bir yol iste ve onu razý etmeye çalýþ...
- Nasýl bir yol?
- Duyduðumuza göre Hayber Kalesi'nde yaman bir Yahudi karýsý varmýþ, adý Kutbe'ymiþ acayip kâhineymiþ... Ona git, sana bir çýkýþ yolu göstersin... Zaten cehalet devrinin Araplarý, müþkül bir iþleri olduðu zaman hemen bir kâhine giderler ve ona danýþýrlardý... Abdülmuttalib'e de bu yolu göstermiþlerdi... Abdülmuttalib, yanýna yakýnlarýndan birkaç kiþi alýp Hayber'in yolunu tuttu. Oraya varýp kadýný buldu ve olanlarý bir bir anlattý ve dedi: - Bize bir yol, bir çâre var mý? Acûze kazma diþlerini gösteren bir sýrýtýþla atýldý:
- Elbette var!
- Nasýl?
- Kureyþ âdetince bir adamýn diyeti nedir?
- On deve...
- Þimdi gidin, on deve alýp Abdullah ile develer arasýnda kura çekin!.. Kur'a develere düþerse ne âlâ; düþmezse on deve daha ekleyin ve yine kur'a çekin... Kur'a develere düþünceye dek her defa onar onar develeri fazlalaþtýrýn !.. Kur'a develere düþünce de hepsini birden kurban edip bu dâvanýn içinden çýkýn... Kur'a develere düþtü mü Rabbimiz râzý olmuþ demektir... Abdülmuttalib sevinç içinde koþtu. Yahudi karýsýnýn dediðini harfi harfine yerine getirdi.. Her on deveye bir kur'a... Kur'a her defasýnda Abdullah'a düþüyordu... Nihayet onuncu tecrübe ve yüzüncü devede kur'a develere isabet etti... Abdullah kurtulmuþtu... Abdülmuttalib, yüz deveyi birden kurban etti... Günlerce insan, kuþ, yýrtýcý hayvan, develeri yiye yiye bitiremediler. Abdullah, Allah Resûlünün babasýdýr. Aziz ve Celil olan Allah, kulu ve Peygamberi Hazret- i Ýbrahim'den de oðlunu Hak yoluna kurban etmesini istemiþti. Hazret-i Ýbrahim, durumu mübarek oðluna açýnca, oðlu Hazret-i Ýsmail'den þu cevabý almýþtý: "Babacýðým, emrolunduðunu yap, inþaallah beni sabredenlerden bulacaksýn" Yüceler yücesi Allah'ýn hikmetine bakýnýz ki, asýrlar ve devirler geçtikten sonra bu tertemiz sülâleden bir baþka baba imtihana tâbi tutuluyordu. Babadan bir evlâdýnýn kurban edilmesi isteniyordu. Bu oðul! da o billûrlardan daha duru ve daha temiz sülâleden olduðunu ispat etmiþ, týpký dedesi ve ceddi Hazret-i Ýsmâil gibi Allah'ýn yüce emrine boyun eðmiþti... Her iki babayý da Allah, sabýrlarýnýn ve itaatlarýnýn karþýlýðý olarak mükâfatlandýrdý... Bunun içindir ki âlemlere rahmet olan sevgili Peygamberimiz: - Ben iki kurbanlýðýn oðluyum!.. buyurmuþlardýr... 12
|