Peygamber Efendimiz'i (S.A.V) dedesi Abdülmuttalib kendi himayesine
almýþtýr.
Peygamber Efendimiz sekiz yaþýndan iki ay, on gün alýnca dedesi Abdülmuttalib vefat etmiþ ve kendisinin velayetini amcasý Ebu Talip almýþtýr. Peygamber Efendimiz (S.A.V) on iki yaþýndan iki ay, on gün alýnca Amcasý Ebu Talip ile birlikte Þam'a gittiler. Basra þehrine ulaþtýklarýnda orada kendisini Rahip Bahira gördü ve O'nun mübaret sýfatýný-kiþiliðini-görevini anladý, yanýna geldi, elini tuttu ve þöyle dedi: "Bu çocuk, alemlerin rabbi olan Allah'ýn alemlere rahmet olarak gönderdiði-görevlendirdiði bir peygamberdir. Siz Akabe'den ayrýlýnca O'na saygýyla secde etmeyen bir tek taþ ve aðaç kalmadý ki o taþ ve aðaçlar zaten sadece bir peygamber için secde ederler. Biz bu peygamberin sýfatlarýný- onun hakkýndaki bilgileri kendi kitaplarýmýzda yazýlý olanlardan ve bize anlatýlanlardan biliyoruz." Daha sonra Ebu Talip'e de dönerek, eðer sen O'nu Þam'a götürürsen Yahudiler O'nu kesinlikle öldürürler. Ebu Talip de bu bilgiden dolayý onlardan korkarak Peygamber Efendimiz'i geri götürdü. (10) Peygamber Efendimiz (S.A.V) henüz Hz.Hatice ile evlenmeden önce Þam'a ikinci defa bu kez de Hz. Hatice'nin (R.A.) hizmetçisi Meysere ile birlikte Hz.Hatice için ticaret amacýyla gitmiþlerdi. Þam'a vardýklarýnda bir rahibin manastýrýna yakýn bir aðacýn gölgesine indiler. Onlarý gören Rahip þöyle dedi: "Bu aðacýn altýnda oturan þahýs bir peygamberden baþkasý deðil. (11) Meysere þöyle diyordu: Sýcaðýn oldukça þiddetli olduðu gün ortasýydý. O esnada gökten iki meleðin indiðini ve Hz. Peygamber'i gölgelendirdiklerini gördüm.
(10) Hakim (610/2), Tirmizi (3620), Beyhaki "Delail" (24/2) ve Ebu
Nuaym "Delail" (217/1) bu tahriçte bulunmuþlardýr. Ayrýca "Elisabe"ye
(179/1) de bakýnýz.
(11) Süheyli, "Ravd-ul Enf" (151/2) adlý eserinde þöyle demiþtir:
(Yani: "Þu anda o aðacýn altýndaki þahýs bir nebiden baþkasý deðil"
denmiþ bunun yerine "onun altýna nebiden baþkasý girmemiþtir
denmemiþtir; çünkü daha önceki nebilerin dönemi çok eskiye
dayanmaktadýr; buradaki "Kettu" haber lafzý sadece nefyi te'kid -
olumsuzluðu vurgulama - olsa, bu aðacýn normalde kendi altýna Hz.Ýsa
veya diðer nebilerden herhangi birinin oturmuþ olduðu kadar uzun bir
yaþa sahip olamayacaðý ve yine nebi gelinceye kadar bu aðacýnýn
altýnýn boþaltýlmýþ olmasý da düþünülemeyeceðinden "Meryem Oðlu Hz.
Ýsa'dan sonra bu aðacýn altýna baþka kimse oturmadý" þeklindeki
rivayet sahih olmayacaktýr. Bu rivayet, Ýbn-i Ýshak dýþýndan olup
buradaki aðaç da söz konusu ayete mahsustur).
Salih'i-þÞami "Subul'ül Hüda ve'r-Reþad" (218-219/2) adlý eserinde
buna deðinerek "Ez-Zehr" ve "En-Nur"u kabul etmektedir.
Ýmam Allame Ýzzüddin Ýbni Cemae de onu takip ederek burada imtina
edilmesi veya imkansýzlýk durumuna yönelik bir delalet olmadýðýný,
uzaklýðýn haberin zahirinin tam tersini zayýflattýðýný, peygamberlere
ait mucize ve olaðanüstülüklerin mevcudiyeti dolayýsýyla aðacýn uzun
ömürlü olmasý ve uzun süreden beri baþka bir nebinin bu aðacýn altýna
inmemesinin akla uzak olmadýðýný ve bunun açýk olduðunu beyan
etmiþtir.
Þeyh Ýzüddin'in Ebi Sa'd'dan daha önce yapmýþ olduðu alýntý teyid
edilmektedir. Ýmam Vahidi'nin "Esbab-ý Nüzul" adlý eserinde; Peygamber
Efendimiz'in yakýn sahabesi-arkadaþý Ebu Bekir Radiyallahu Anhu ile
birlikte Hz. Peygamber (S.A.V) ile Þam'a yolculuðuna çýktýlar, orada
sidre aðacý bulunan bir yere indiler, Peygamber Efendimiz bu aðacýn
gölgesine oturdular. Hz. Ebu Bekir din ile ilgili soru sormak üzere
gittiðinde Rahip kendisine þöyle dedi: "Þu aðacýn gölgesinde oturan
adam kim?. Hz. Ebu Bekir þöyle cevap verdi: "O, dedesi
Abdülmuttalib'in oðlu Abdullah'ýn oðlu Hz.Muhammed'dir". Rahip de
cevaben þöyle dedi: "Vallahi bu adam bir nebidir-peygamberdir; bu
aðacýn altýnda Meryem oðlu Hz.Ýsa'dan sonra Abdullah oðlu Muhammed'den
baþkasý gölgelenmemiþtir"
Alimler söz konusu aðacýn, bazýlarýnýn yaklaþýk olarak üç bin yaþýna
kadar yaþayabildiði zeytin aðacý olduðunu beyan etmiþlerdir ki en
doðrusunu kuþkusuz Allah bilir. |