Mekke' de fýþkýran ve nihayet Medine'ye sýçrayýp orayý da tutuþturan ilâhi nurunun gönüllerde ýþýk ýþýk yanmasý ve gönülden gönüle atlamaya baþlamasý Yahudi âlimlerini kýskandýrdý... Hem öyle bir kýskanýþ ki, kudurup canavara döndüler ve karanlýk iþler çevirmeye baþladýlar...
Lebîd bin Asým isimli lânetli Yahudi, Allah'ýn Resulüne sihir yaptý. Allah'ýn Sevgilisi, kendi hallerinde durup dururken, bir iþ iþlediklerini vehmeder gibi oldular. Sihir, bir tarak ve taraktan düþen saç kýllarýyla yapýlmýþtý. Ve bunlarý bir kuyu içine atmýþlardý. Bunun üzerine "Felâk ve Nâs" sûreleri nâzil oldu ve sihir yerini Cebrâil haber verdi. Kâinatýn Efendisi, büyüyü getirmesi için Cenâb-ý Ali (k.v.) yi gönderdiler. O da kuyuya inip buldu ve getirdi. Saç telleri çýkarýldý ve bu sureler okunup tellere üflendi. Tellerde on bir düðüm vardý. Her ayetin okunuþlarýnda, tek tek sabun köpüðü gibi çözülen düðümler... Felâk ve Nâs sureleri de on bir ayetti. O mübârek sûrelerde þâný pek yüce olan Allah þöyle buyuruyor: (Ey Resulüm, ) de ki: Sýðýnýrým sabah Rabbine; yarattýðý þeylerin (her türlü) fenalýðýndan, karanlýðý girip çöktüðü zaman, gelenin (içinde iþlenip çoðalan) þerrinden, (büyü yapmak için) düðümlere üfleyen kadýnlarýn (her sihirbazýn) þerrinden. Bir de hasedini meydana çýkarýp gereðini yapmaya koyulduðu zaman, kýskancýn þerrinden..."
"(Ey Resulüm,) de ki: Sýðýnýrým insanlarýn Rabbine, insanlarýn Melik'ine (hükümdarlar Hükümdarýna), insanlarýn ilâh'ýna; o sinsi Þeytan'ýn þerrinden... O öyle bir Þeytan ki, insanlarýn kalplerine vesvese verir. (O Þeytan), Cinlerden de olur, insanlardan da..." Bu mübarek ayetlerin okunuþundan sonra Allah Resulü'nün üzerlerindeki aðýrlýk kalktý ve sihir, Allah'ýn inayetiyle silinip gitti... MÜNAFIK Þu garip tecelliye bakýnýz ki, Mekke'de kâfir vardý; Medine'de münafýk peydahlandý... Münafýk; cihanýn en karanlýk adamý kâfirden daha kötü ve daha aþaðý mahlûk... Dýþýndan mümin geçinip içinden inanmayan zehirli adam... Bu dahi Yahudilerin müessesi olarak yine Yahudi eliyle kuruldu... Fitne ve fesat ateþini zehirli nefesleriyle üfüren bu münafýklar, Ýslam ve insanlýk abidesini bozmaya memur... Ýslam, billûr bir abide; bunlarsa dehlizler içinde çöreklenen ve taþlarýn arasýný oymaya çalýþan yedi baþlý yýlanlar... Allah'ýn Resulü ve âlemler müjdecisi biliyorlar... Ona her hâliyle hepsi malûm... Fakat sükût ediyorlar... Münafýklarýn baþý, Abdullah ibn-i Ubeyy ibn-i Selûl isimli bir mel'un... Ýslam'ýn Medine saltanatý bu zehirli adamýn gözünde kâinat çapýnda bir ihtiþam arz etti... Bu saltanatý, bu ihtiþamý çekemeyen münafýk fitne davulunu dövmeye baþladý... Ýlk defa kendi peygamberine ihanet eden ve sonra bu hain ruh etrafýnda hususî surette mayalaþan ve ýrklaþan zehirli kaný taþýyor her damarýnda... Damarýnda taþýdýðý, bu mel'ûn kandýr ve o daima kanýn icabýný iþlemeye memurdur... Ýslam'ýn has altýnýný zehirli diþleriyle kemiren bu akrep, Resuller serveri tarafýndan biliniyor... Böyle olmasýna raðmen hiç hesaba çekmiyorlar... Allah'tan gelecek ilâhi fermaný bekliyorlar... Zaten küfrü bu kýlýða sokan da bizzat Ýslâm'ýn kuvvet ve azametidir... Demek ki Ýslâm þevket yolunda... Ve artýk Ýslâm'ýn kýlýca sarýlma devri açýlacak ve topyekûn insanlýk bu kýlýcýn önünde eðilecektir... Bunu da zaman gösterecektir... |