![]() Allah'ýn Sevgilisi, topyekün zaman ve mekânýn ve bütün mahlûkatýn Peygamberi, esen rüzgârlardan bile telaþ gösterecek kadar Allah korkusunda derinleþmiþti. Bir gün �smet ve iffet sadefi Hz. Aiþe (r.a) tabii olarak esen bu rüzgârlardan korktuklarýný gördüler ve sordular: - Ey Allah’ýn Resulü! Esen rüzgârlardan da mý korkuyorsunuz? Cevap verdiler: - Aiþe! Korkarým ki esen rüzgâr, ilahi bir azap olmasýn; çünkü Hazret-i Hud (a.s)'un kavmi de üzerlerine gelen azap fýrtýnasýný, önceden bereket yaðmuru sanmýþlardý.
�lahi haþyetin bu derecesi. �bn-i Mes’ut Hazretlerine buyurdular: - Ya Abdullah! Kur'an oku, dinleyelim!
- Anam babam sana feda olsun, ey Allah’ýn Resulü; Kur'an size nazil oldu, onu ben mi dinleteceðim? Allah’ýn Resulü tebessüm buyurdular: - Sen Kur'an'ý herkesten iyi bilensin! Ben de onu baþkalarýndan dinlemekle haz duyarým. Hz. �bn-i Mes’ut (r.a) yanýk ve içli sesiyle okumaya baþladý. Sýra: " Biz her ümmetten hakkýyla bir þahid getirdiðimiz, onlara da seni hakkýyla þahid kýldýðýmýz zaman onlarýn hali nice olur?" (Nisa Suresi/41) Ayetine gelince, Allah'ýn Sevgilisinin mübarek gözlerinden yaþlar aktý ve daha fazla tahammül edemeyip �bn-i Mesut'a son vermesini ihtar etti. Bir gün de Ebu Bekir (r.a): - Ey Allah’ýn Resulü, dedi; mübarek saçlarýna ak düþmeye baþladý.
- Evet, ya Eba Bekir! Hud suresi beni ihtiyarlattý! Buyurdular. Bir gün sahabeleriyle beraber bulunuyorlardý. Onlara sordular: - Müslüman kimdir bilir misiniz? Sahabiler atýldý: - Allah ve Resulü bilir! Þöyle buyurdular: - "(Gerçek) Müslüman, Müslümanlarýn, elinden ve dilinden emin olduðu kimsedir!" 12
|