Bir gün Cenab-ý Hakkýn Nazlý Nebisi, Abdurrahman bin Avf'ýn eline yapýþtýlar ve �brahim'in bulunduðu yere gittiler. �brahim ve mübarek gözlerinden inci taneleri gibi yaþlar akarken buyurdular:
"Göz aðlar, kalp mahzun olur. Biz Rabbimizin razý olacaðý sözden baþka bir kelime söylemeyiz. Vallahi ya �brahim biz senin ayrýlýðýnla hakikaten pek hüzünlü ve kederliyiz!" Enes bin Malik Hazretleri: - �brahim ruhunu teslim etmek üzereyken Allahýn Resulü üstüne vardý. Mübarek gözlerinden yaþ akýyordu. Abdurrahman sordu:
- Ey Allah'ýn Resulü! Sen de mi aðlýyorsun?
- Ya �bn-i Avf! Aðlayýþým merhamet ve þefkatimdendir. Bu kadarý irade dýþýndadýr. Ve ilave buyurdular: - Gözlerimiz aðlar, kalbimiz sýzlar. Ama Allah'ýn rýzasýna aykýrý söz söylemeyiz! Minimini �brahim'in namazýný kýldýlar ve onu Medine'nin Mezarlýðý Baki'de defnettiler. Kabri üzerine de su serptiler. Peygamberler Peygamberinin kadri yüce kýzý ve insanlýk hurisi Hazret-i Fatýma (r.a) hizmetçisizdir. Buðdayýný eliyle öðütür, suyunu kendi taþýr, yemeðini kendi yapar, çamaþýrýný kendi yýkar. Buðday öðütmekten elleri, su taþýmaktan göðsü bereli. Fatýma-i Zehra, bu hayat yükünü bin çile ile çekmekte. Bu hali Allah'ýn Resulüne buyurdular ve bir hizmetçi istediler. Kâinatýn Efendisi: - Ben daha Soffa sahabelerini rahata kavuþturamadým. Böyle þey nasýl olur? Buyurdular. Bir defasýnda da Hz. Fatýma'nýn boynunda altýndan bir gerdanlýk gördüler: - Kýzým; hoþuna gider mi ki, herkes Peygamberin kýzý Fatýma'nýn boynunda altýndan bir gerdanlýk gördük desin? |