Muaz �bn-i Cebel Hazretlerini Yemen'e gönderdiler ve ona sordular:
- Ya Muaz! Orada nasýl hüküm vereceksin?
- Allah'ýn Kitabýyla.
- Kitapta yerini bulamazsan?
- Allah Resulü'nün sünnetiyle.
- Ya onda da bulamazsan?
- Bana verdiðin ilim ve ruhla içtihad ederek. Allah'ýn Sevgilisinin mukaddes dudaklarýnda ilahi bir tebessüm, buyurdular: - Allah'a þükürler olsun; Resulü'nün elçisini Resulü'nün sevdiðine erdirdi. �þte insanlýðý saran ilahi hikmet. Medine içinde bir çarþý. Bir buðday yýðýný ve yanýnda bir satýcý. Allah'ýn Resulü buðdayý muayene ediyor ve rutubetli olduðunu görüyorlar ve soruyorlar: - Buðday ýslakça. Sebebi ne? Adam cevap veriyor: -Yaðmurdan, Ey Allah'ýn Resulü! - Madem öyle. Niçin buðdayýn nemli olduðunu ilan etmiyorsun? Ve ilave buyuruyorlar: - Bizi aldatanlar bizden deðildir. �nsanlýk buna ne buyurur? Bütün zaman ve mekân boyunca insanlýk baþýný nereye vursa, �slam'dan baþka kurtuluþ bulamayacaktýr. �nsanlýðý topyekûn saran anarþinin kökünde bu ruhsuzluk yatýyor. Abdullah bin Revaha isimli þair sahabiyi Hayber'in yarý malýný toplamaya gönderdiler. Yahudiler þanlý sahabiye rüþvet veya hediye teklif ettiler. Sahabi öfkeyle haykýrdý: 12
|