![]() Varlýðýn sebebi olan Cenabý Peygamber dalgýn yatýyorlar. Genç kumandan geldi. Baþuçlarýna yaklaþtý. Gördüler. Genç baþbuða bir þey demediler. Fakat mübarek ellerini yükseðe kaldýrýp durdular, sonra Hazreti Üsame'nin üzerine sürdüler. Genç baþbuða dua ettikleri anlaþýldý. Ve o gün pazardýr. Artýk bu temeli çürük dünyada bir günleri daha kalmýþtýr. Pazartesi, o müthiþ günün sabahý, þafak vakti, odalarýnda ki pencerenin perdesini aralayýp sabah namazý kýlmakta olan sahabelerine bir göz attýlar. Herkes cihan sýddýký Hz.Ebekir'in arkasýnda. Derinden gelen tekbir sesleri. Herkesi ayrý ayrý göðe çýkaran merdiven basamaklarý. Çiçek çiçek gülümsediler. Sahabelerde ani bir sarsýntý. Namaz bozulur gibi oldu. Bütün nazarlar varlýk nurunda. Elleriyle iþaret ettiler: -Yerlerinizde kalýn! Namazýnýzý tamamlayýn! Sahabeler yere mýhlandý ve perdeyi kapattýlar. Aþk ve iman kahramaný muazzez sahabeler o yüzü son olarak görüyor. Cihan Peygamberinin mukaddes yüzü, kanýn çekilmesinden müthiþ bir beyazlýk içinde. O ýþýk ve nur saçan mübarek yüz, elmas damlasý gibi göz kamaþtýran o gül þimdi solgun. Ýlahi tecelli. O sabah kendilerini gayet iyi hissettiler. O kadar ki, perdelerini aralayýp baktýktan biraz sonra mescide geldiler. Hz.Ebubekir mihrapta. Saflar ona baðlý. Yavaþ yavaþ ilerlediler. O'nun geldiðini sezen Hazreti Ebu Bekir, yerini Kainatýn ve insanlýðýn imamýna býrakmak istedi. Ýþaret ettiler: -Yerinde kal ve devam et! |