Ýnsan denizini hüzün deminin bastýðý, gönüllere hicran oklarýnýn saplandýðý bu an, Allah'ýn Sevgilisi, mukaddes gözleriyle yýðýnlarý tarayýp sordular:
- Yarýn beni sizden soracaklar; ne diyeceksiniz? Yüz binlik sahabi denizi uðuldadý: - Allah'ýn emirlerini bildirdi; risalet vazifesini yaptý diyeceðiz. O anda Kâinatýn Efendisinin gözleri semaya doðru kaydý. Sað ellerinin þehadet parmaðýný üç kere kaldýrýp indirdiler: - Þahit ol ya Rab, þahit ol ya Rab, þahit ol ya Rab! Birden gökler delindi. Allah'ýn vahyini hamil olan melek geldi. Nebiler Nebisi'nde Ýlahi haþyet. Omuzlarýnda bütün derinliðiyle gök, alýnlarýnda nokta nokta elmas damlalarý. Ve bütün azalarýnda Ýlahi vahyin eritici alametleri. Cebrail aleyhisselam Allah'ýn emrini getirmiþtir: "Bugün sizin dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladým ve din olarak Müslümanlýðý (verip) ondan hoþnut oldum." (Maide Suresi /3 ) Sahabiler sarayýnýn eþsiz sultaný ve insanoðlunun en büyüðü Hazret-i Ebu Bekir (r.a), ayeti duyar duymaz her þeyi anladý. Gözlerine yaþlar hücum etti. Demek ki yüce Allah, pek yakýnda, Sevgilisini ebediyet âlemine davet edecektir. Nasýl aðlamasýn? Aðladý, aðladý, aðladý. Gözyaþlarý mübarek sakalýný ýslatýncaya kadar aðladý. Ýkindi vakti, zeval güneþinin kaydýðý ufuklarýn önünde yüz bin iman kahramaný. Gözleri Allah'ýn Sevgilisinde... O nuru, yudum yudum içiyorlar. Peygamber Müezzini Hz. Bilal (r.a), gür ve yanýk sesiyle ezan okudu ve sahabileri büsbütün yaktý. Öðle ve Ýkindi namazlarý, orada ve bir arada kýlýndý. Kâinatýn Ýmamý, sahabilerinin önünde tekbir alýyor. Akþam, evlat makamýndaki Hz. Üsame'yi develerinin sýrtýna almýþ, Arafat'tan iniyorlar. Sahabiler denizi yine dalga dalga, görülmemiþ bir heyecan. Varlýðýn sebebi olan Cenab-ý Peygamber, yavaþ yavaþ ilerliyorlar ve etrafa: - Eskine, eskine = Sükûnet bulun, ey insanlar, sükûnet bulun! Diye hitap ediyorlar. Nur denizi Mina'ya doðru aðýr aðýr akýyor... |