logo

logo

YARADILMIŞLARIN İLKİ

HAZRET-İ ABDULLAH

Abdullah, güzel ki, hem ne güzel!..

Altın saçlı, gümüş bedenli, her azasından nur ve ışık fışkıran bir genç... Muhammedi nûru alnında taşıyan bir genç... Gönlü elmas renkli incilerle dolu... Sanki güzellik göğünün aydın güneşi.

O derece pâk, o derece güzel, o derece metin ve o nisbette derin... Derinlerin derini...

Abdullah, babasıyla beraber kurban kesmekten dönüyordu. 100 deve kurban edilmiş, buna mukabil kendisi kurtulmuştu...

Abdullah bir an babasından ayrıldı ve Kâbe civarında Beni Esed kabilesinin yolundan geçmeye başladı...

- O da ne?

Yolda genç bir kadın... Hafifçe bir duvara yaslanmış ve gözlerini haşyetle açmış, derin derin Abdullah'ı süzüyor...

Kadın, Abdullah'ın güzelliğini görünce çarpılır gibi oldu ve alnındaki nura bakarak fısıldadı:

Bugün kurban ettiğiniz yüz deveyi ben sana hediye edeyim de yanımda biraz kal ve benimle konuş!

O güzel yaradılışlı ve tertemiz gönüllü Abdullah kadına şu cevabı verdi:

- ( Ey kadın!) Teklif ettiğin harama gelince ölüm ondan daha hafif kalır. Helâl daha tatlıdır. ( Sen git) dengini ara. Senin istediğin şey, nasıl irtikâp edilir? Şerefli insan hem ırzını hem de dinini korur.

Abdullah babası ile birlikte Vehb bin Abd-i Menaf' ın yanına vardı. Vehb, soy ve şeref bakımından Benş Zühre kolunun en üstünü idi...

Hz. Abdullah'ı, asiller ve çevresi Kureyş'in soy ve faziletçe en üstünü olan Âmine Hatunla evlendirdiler...

Kureyş asillerinin geleneğine göre Hz. Abdullah, nikâhlısının evinde gerdeğe girdi ve orada üç gün kaldı.

Nûr-u cihan'a sadef olmak saadeti Hz. Âmine Hatun'a mukadder ve müyesserdir.

Âmine Hatun, âlemlerin Fahrine hamile...

Hz. Abdullah bir gün sokakta, kurban dönüşü yoluna çıkan Beni Esed güzeline yine rastladı. Hayret! Bu defa kadın, hissiz ve donuk...

Hz. Abdullah sordu:

- Niye o günkü gibi değilsin? Yoksa sen de mi haramdan korkar oldun?

- Hayır, hayır!

- Peki, ama hâlin değişmiş...

- O gün alnında esrarlı bir nur vardı... Kendimden geçmiştim. Şimdi o nûru yerinde göremiyorum!

Hz. Abdullah'ın alnında pırıltılar saçan mübârek nûr, yeryüzünde annelerin en büyüğü ve en mûnisi Âmine Hatun'a geçmiştir.

buyurmuşlardır...

12