|
Levlak hitabýnýn mazharý ve iki cihanýn güneþi Cenab-ý Muhammed (s.a.v) ilk önce, halký, mukaddes dine gizlice davete ve putlardan ayýrmaya baþladý... Kendisine, gençlerle halkýn zayýf ve fakir olanlarý iman etti ve iman eden, saadet yoluna ayak atan, ebedi kurtuluþa erenlerin sayýsý günden güne arttý... 3 yýl, böylece geçti... Kureyþ kafirleri, masum ve mazlum Müslümanlarýn kollarý üzerinde ayrý ayrý baskýlar denediler... O iman kahramanlarýný hidayetten döndürmek için zulüm mengenesini sýktýkça sýktýlar... Fakat tek kiþi hak bildiði yoldan dönmedi, tek kiþi bu halden ürkmedi... Gönülleri Risalet-i Ahmediye ye ýþýklarý ile aydýnlanan Müslümanlar canla baþla yollarýna devam ediyorlardý... Bu sýrada ilahi emir geldi: "Sen (ilkin) en yakýn hýsýmlarýný inzar et!" Emir çetin... Çetin olduðu için de Allah'ýn Sevgilisine derin bir kaygý verdi... Tepki ve tehlikelerin en büyüðüne namzet bir durum. Bu ilahi emri alan cihan Peygamberi, bir ay veya o kadar bir süre hastalanmýþ gibi evlerinden dýþarý çýkmadýlar... Hazret-i Ali (k.v) den: "Sen, en yakýn akrabaný ahiret azabý ile korkut!" ayeti inince, Allah'ýn Resulü beni çaðýrdý ve dedi: - Ey Ali! Allah'ýn, yakýn akrabamý azapla korkutmamý emretmesi, bana çok güçlük verdi. Ben, iyi biliyorum ki ne zaman onlara bu iþi açmaya kalksam, onlarýn beni hoþlanmadýðým bir þeyle ithama kalkýþacaklarýný göreceðim!.. Resuller serverini günlerden beri görmediðine dikkat eden halasý Hazret-i Safiye, mukaddes yeðeninin hasta olduðunu sanarak vaziyeti yakýndan görmek üzere ona gitti. Allah'ýn Sevgilisini gördü, soracaðýný sordu ve ondan þu cevabý aldý: - Benim bir þeyden þikayetim yok.(Hasta da deðilim). Ancak Allah bana yakýn akrabamý azapla korkutmamý emretti. Abdülmuttalib oðullarýný toplayýp onlarý Allah'a davet etmek istiyorum! Hazret-i Safiye ve diðer halalarý: - Davet et, dediler; ama sakýn Ebu Leheb'i davet edeyim deme! Çünkü o, senin davetine asla icabet edici deðildir. Biz nihayet kadýnýz!.. Hidayet çadýrý kurulacak, Allah'ýn emriyle uzak yakýn herkes bu çadýrýn altýnda toplanacak... Ýslam'ýn gönüllere þifa sunan pýnarý hiç kesilmemek üzere akýtýlacaktý... Allah'ýn Resulü bütün bunlarý ince ince tefekkür ediyordu. Ve o dem Cebrail geldi ve dedi: - Ya Muhammed! (s.a.v.) Eðer sen, emir olunduðun þeyi yapmazsan, Rabbin sana azap eder. Cenab-ý Peygamber, hemen Hazret-i Ali'yi çaðýrdý. (Baþka rivayette Hz. Hatice'yi çaðýrdý): - Bize, dedi; bir kiþilik et yemeði yap ve bir kap da süt doldur. Sonra, Abdülmuttalib oðullarýný bana topla. Onlarla konuþacaðým. Emr olunduðum þeyi onlara ulaþtýraçaðým! Hazret-i Ali þevkle atýldý: - Emrin baþ üstüne, Allah'ýn Resülü!.. Ve yemeði hazýrladý, sabahleyin Abdülmuttalib oðullarýný Ebu Talib'in evine topladý... Davetliler, ikisi kadýn olmak üzere 45 kiþi kadar... Allah Resulünün bütün amcalarý da hazýr... Kainatýn Efendisi, bir insanýn tek baþýna yiyebileceði bir kaptaki eti mübarek elleriyle parçaladý ve davetlilere: - Bismillah, buyurun! dedi. Hepsi ellerini uzattý ve ondan doyasýya yediler. Her birinin ancak, ellerini uzattýðý yerlerden azýcýk bir kýsmýnýn eksildiði görüldü. Sonra, bir insanýn tek baþýna içebileceði sütü içmeye baþladýlar. Hayret ve dehþet... Her birisi kanasýya içtiði halde, sanki hiç içilmemiþ gibi duruyordu... Allah'ýn Resulü onlara hitap etmeye hazýrlanýrken, Ebu leheb atýldý: - Biz, bugünkü gibi bir sihir görmedik!... Arkadaþýnýz sizi büyük bir sihirle sihirledi... Ortalýk birden donuverdi. Ve kuduz kâfir Allah Resulüne dönüp dedi: - Bunlar, senin halalarýn ve amca oðullarýndýr. Sen, her zaman onlara istediðini söyledin, kendilerini namaz kýlmaya davet ettin. Sen, bu sapýklýðý býrak... Ýyi bil ki, senin için kavmin, bütün Arap oymaðýna karþý koymayý göze alacak deðildir. Bütün Kureyþ oymaklarý ile Arap oymaklarý üzerine çullanmadan, ata oðullarýnýn senin iþinin üzerinde durup seni tutmalarý hapis ve esir etmeleri gerekir! O, onlara ötekilerden daha kolaydýr... Ey kardeþimin oðlu! Ben, atasýnýn oðullarýna, gelirken, senin getirdiðin gibi, þer ve kötülük getiren bir kimse görmedim!.. Allah Resulü, o mana dolu nur hep susuyordu. Mübarek gönlü bir kere daha mahzun olmuþtu. Konuþma fýrsatý bulamadan bu toplantý da böylece sona ermiþti... Kategori: EFENDÝMÝZÝN MEKKE DÖNEMÝ |