ELÇÝLER


Mekke anlaþmasýnýn arkasýndan, yedi iklim dört bucaða Peygamber elçileri gönderildi.

Hicretin yedinci yýlý Muharrem ayýnda, bir günde altý kiþiyi altý istikamete revan ettiler.

Altý tane Peygamber namesi ve her birinin altýnda Peygamber mühürü: "Allah'ýn Resulü Muhammed."

Ýlk elçi, Habeþ hükümdarý Necaþi'ye gönderilen Amr bin Ümeyye Dameri idi. Kendisine iki name verilmiþti. Namelerin biri, Necaþi'ye Ýslam'a davet, öbürü de Ümm-ü Habibe Hazretlerini Peygamber zevceliðine kabul etmek içindi.

Amr Hazretleri Peygamber namesini Necaþi'ye sununca Habeþ hükümdarý o kadar büyük bir hürmet gösterdi ki, onlarý yüzüne gözüne sürdü ve atýndan inip yere oturdu. Ve en taþkýn bir cezbe haliyle Müslüman oldu. Ve Habeþ diyarýndaki muhacir sahabileri toplayýp huzurlarýnda haykýrdý:

- Eðer elimde olsaydý, O Nebiyyi Ahir zamanýn mübarek hizmetlerine varýr, yanlarýnda kalýrdým!..

Ve Peygamber namelerini, kýymetli bir aðaç muhafazanýn içine koyup sakladýktan sonra ilave etti:

- Bu mektuplar Habeþ diyarýnda kaldýkça, bizden bereket ve saadet gitmez.

Gerçekten Habeþ hükümdarý bu saadete erenlerdendi.

Habeþ diyarýna giden Peygamber elçisinin üç vazifesi vardý. Necaþi'ye Müslümanlýðý teklif etmek, oradaki islam muhacirlerini alýp dönmek ve muhacirlerden Ümmü Habibe'yi Kâinatýn Efendisine nikâhlamak.

Elçi, üçünde de muvaffak oldu. Habeþ hükümdarý, Allah Resulünün yeðeni, muhacirlerden Hz. Cafer huzurunda Ýslamiyeti kabul etti. Müslümanlar Necaþi'nin hazýrlattýðý iki gemiyle Peygamber nezdine döndüler. Ebu Süfyan'ýn kýzý Ümmü Habibe, Ýnsanlýðýn Efendisine nikâhlanmýþ olarak muhacirlere katýldý. Ve nur yataðý Medine'ye geldi.

Ümmü Habibe'nin baþýna konan gökler dolusu devlete bakýnýz: Ýbn-i Cahþ isimli birinin zevcesi olarak Habeþistan'a hicret eden Ümmü Habibe, kocasýnýn orada dinden dönmesine ve Hýristiyanlýðý kabul etmesine raðmen imanýnda sebat etti, Müslümanlýktan asla vazgeçmedi. Kocasýndan hemen ayrýldý ve tek baþýna kaldý. Ýþte âlemlere rahmet olarak gelen Allah'ýn Resulü, bu her cepheden asil ve temiz kadýný lütuflandýrdýlar.

Allah'ýn Sevgilisi Hayber'den dönerken Habeþistan muhacirleri de gurbetlerinden döndüler.

Öyle bir sevinçle kaynayýp taþtýlar ki, gözlerinden elmas elmas yaþlar döküldü.

Mýsýr Sultaný Mukavkýs, Peygamberler Peygamberinin elçisine en güzel saygýyý gösterdi ve kendilerine dört cariyeyle Düldül isimli beyaz bir katýr hediye etti. Cariyelerden biri, ileride Ýbrahim'i doðuracak olan Mariye idi.

Dýhye, Bizans imparatoruna gönderilmiþti. Hükümdar, Peygamber namesini hürmetle öpüp yüzüne sürdü ve Sefir Dýhye'yi ihtiramlara boðdu. Ve çeþit çeþit hediyeler verdi. Bunlarý yaparken, putperest Ýran'a duyduðu hýnca'da yer veriyor; Suriye ile Arabistan'ý benimsemek sevdasýný güden, Suriye'nin büyük bir kýsmýný bir aralýk Bizanslýlardan koparmýþ olan ve bütün kitap ehline düþman bulunan Farslýlarýn karþýsýna çýkacak yeni kuvveti destekliyordu.

Ýþin garibine bakýnýz ki, Belka Meliki Gassan, Rum Kayserine baðlý bir vali olduðu halde, efendisine zýt olarak Peygamber elçisine hakaret etti ve Peygamber namesini yere atarak haykýrdý:

- Ben O'na baðlanmak yerine, O'nun üzerine yürüyeceðim! Fakat imparator, bu sapýk valinin harekete geçmesine müsaade etmedi ve vali, Allah Resulünün bedduasýný alarak tez zamanda dünyadan göçüp ebedi azap diyarýna gitti.

Yemen Meliki de þart ileri sürdü:

- Beni kendisine veliaht ederse Müslüman olurum! Yoksa O'nunla savaþýrým!

O nasipsiz de tez zamanda cehenneme yolcu oldu.

Gurur ve kibir heykeli Acem Kisrasý, Nebiyyi Muhteremin namesini alýnca öfkesinden çýldýracak hale geldi ve azgýn bir canavar gibi mukaddes nameyi parçalayýp attý.

Allah'ýn Sevgilisi ellerini ulvilik alemlerine kaldýrdýlar:

- Allah'ým, dediler; onun mülk ve devleti paralansýn!

Kisra, Yemen'deki valisi Bazan isimli Ýranlýya da þu emri verdi:

- Nebilik iddia eden adamý bana gönder!

Nasipsizler nasipsizi kâfir vali, iki adamýnýn eline, aklýnca bir ferman verip Allah Resulüne gönderdi ve dedi:

- Sen acele Kisra'nýn memleketine git, seni istiyor!..

Peygamber-i Ziþanýn Münzir'e gönderdiði mektup

El Münzir, Bahreyn'deki Ýranlý valiydi. Hz. Peygamber (s.a.v) bu mektupla onu Ýslam'a davet etmiþti. Mektup halen Suriye'nin tanýnmýþ ailelerinden Kuvvetli ailesinin elinde bulunmaktadýr.

Memurlar ilave etti:

- Eðer hemen kalkýp gidersen vali senin hakkýnda Kisra'ya þefaat mektubu yazacak ve sen de kurtulmuþ olacaksýn!

Varlýðýn sebebi olan Cenab-ý Peygamber Nübüvvet nuruyla bilip þöyle buyurdular:

- Kisra öz oðlu tarafýndan öldürüldü ve þu anda böyle biri mevcud deðildir!..

Ve ilave ettiler:

- Benim þeriatým pek yakýnda, Kisra devletinin her yanýný kaplayacaktýr.

Valinin adamlarý Yemen'e dönüp vaziyeti bildirdikten kýsa bir zaman sonra dalga dalga bir haber geldi:

- Gerçekten Kisra öz oðlu tarafýndan öldürülmüþ ve her þey Allah Resulünün haber verdiði gibi cereyan etmiþ.

Bu haber karþýsýnda maiyetinden niceleri derhal infilak etti ve Ýslam denizine can attý.

Kategori: EFENDÝMÝZÝN GAZALARI
Adres: http://www.alemlererahmet.net/read.php?id=202