|
Cihan Sýddýk-ý Hz. Ebu Bekir'in kýzý Esma hatun anlatýyor: - Allah'ýn Resulüyle babam, çýkýp gittiler. Nerede ve nasýl olduklarýný bilmiyorduk. Bir gün küfür kuduzu Ebu Cehil ve arkasýnda Kureyþ'ten bir sürü adam kapýmýza gelip haykýrdý: - Nerede baban? - Evde yok, nereye gittiðini de bilmiyorum! - Demek nerede olduðunu bilmiyorsun? - Evet, bilmiyorum! - Al öyleyse... Ebu Cehil yüzüme müthiþ bir tokat çaldý, kulaðýmdan küpem düþtü... Sonra çekip gittiler... Bütün kâfirler, atlý ve yaya Allah Resulünün peþindeler. Yolda, Süraka isimli bir kâfir atla arkalarýndan yetiþmek üzere... Hazret-i Ebu Bekir(r.a) kendilerine doðru yýldýrým gibi at süren adamý gördü ve korkuya kapýldý: - Ey Allah'ýn Resulü, dedi; kâfirler bizi bastý! Allah Resulü buyurdular: - Korkma, ya Eba Bekir, kâfirler bize zarar eriþtiremez! Atlý, uzaklardan, dörtnala þimþek þimþek geliyor. Allah'ýn Resulü mukaddes ellerini kaldýrýp dua ettiler: Allah'ým bunu düþür! Süraka'nýn uçan atý suya düþmüþ gibi göðsüne kadar kumlara batý verdi. Çabaladýkça battý. Meydanda, atýn baþýyla Süraka'nýn göðsünden yukarýsý... Süraka hayret ve dehþet içinde sesini yükseltti: - Ya Nebiyyallah! Bildim; tutulmam için dua ettiniz! Þimdi de lütfedip kurtulmam için dua ediniz ve atýmý kumdan çýkarýnýz! Benden zarar gelmeyeceði gibi, düþmanlarýnýzý da savarým! Yine Allah'ýn Resulünün elleri ulvilik âlemlerinde... Süraka'nýn atý bir ceylan gibi sýçradý ve kumlar dümdüz oldu... Süraka ileride Müslüman... Bu hadiseyi bizzat Süraka anlatýr: - Durdular. Dua ettiler. Atým bir silkiniþte kurtuldu. Yanlarýna gittim. Kafirlerin maksatlarýný anlattým. Baþýma gelen bu iþ, Allah Resulünün yakýnda ne mertebelere varacaklarýný bana göstermeye kâfi geldi. Varlýðýn nuru yolda bir çobana rastlayýp biraz süt istediler: - Bize biraz süt verebilirmisin?
- Yanýmda þu keçiden baþka süt verebilecek hayvan yok. Fakat o da hamile, sütü çekildi, kalmadý...
- Sen o keçiyi getir de görelim.
- Pekâlâ! Çoban keçiyi alýp geldi. Allah'ýn Resulü mukaddes ellerini keçinin memesinin üzerine koydular. Keçinin memesi sanki bir pýnar... Süt akmaya baþladý... Keçinin memeleri altýna Hazret-i Ebu Bekir'in kalkanýný tuttular. Kalkan süt doldu. Evvela Hz. Sýddýk'a, sonra hizmetçilere ve çobana içirdiler. En sonra da yine saðýp kendileri içtiler. Çobanýn gözleri hayretle açýlmýþ, Allah Resulüne soruyor: - Allah aþkýna, sen kimsin? Vallahi, ben senin gibi insan görmedim...
- Kim olduðumu söylersem, onu saklar ve kimseye bildirmeden gizli tutabilirmisin?
- Elbette...
- Allah'ýn Resulü Muhammed dedikleri benim!
- Demek Kureyþ'in yolunu sapýttý dedikleri sensin ha? ... Onlar öyle söylüyor! - Ben þahadet ederim ki sen Hak Peygambersin ve senin getirdiðin hak dindir ve senin iþlediðin iþi Peygamber olmayan yapamaz ve ben sana tabi oldum ve seninle giderim! ...
- Þimdi beraber olamayýz. Çünkü senin buna gücün yetmez. Sabret. Benim zuhurumu iþittiðin zaman bana gel! ... Baþ üstüne, ey Allah'ýn Resulü! ... Yola devam ediyorlar... Kategori: EFENDÝMÝZÝN HÝCRETÝ |