|
Hazret- i Ebu Zer (r.a.) anlatýyor: Bir gün öðle sýcaðýnda evden çýktým. Allah'ýn Resülüne doðru yol aldým. Hizmetçisine rastlayýp Nebiyyi Muhteremin haberini sordum. Evlerinde olduklarýný söyledi. Gittim. Alemin Fahri bir kenarda oturuyorlardý. Yanlarýnda kimse yoktu. Vahiy anýnda olduklarýný sandým. Esselamü aleyke ya Resülullah, dedim, "Aleykesselam" buyurdular. Ve dediler: - Ya Eba Zer! Seni bu vakit buraya çeken nedir?
- Allah ve Resülü!
- Otur, öyleyse... Yanlarýna oturdum. Ama hiçbir þey sormadým. Çok zaman geçmeden Hazreti Ebu Bekir geldi selam verdi. Selamýný aldýktan sonra ona da ayný sorularý sordular: - Seni bu vakit buraya çeken sebep nedir?
- Allah ve Resülü! Ve Hazret- i Ebu Bekir'i de karþýlarýna alýp oturttular. Derken Hazret- i Ömer ve Hazret- i Osman ... Ayný sual ve cevaplar. Son gelenlerin üçü de yan yana oturdu. O zaman varlýðýn sebebi olan Peygamber, yerden 7, yahut 9 taþcýk alýp avuçlarýnda gösterdiler. Küçük taþlar Allah Resülünün elinde öyle tesbih etmeye baþladýlar ki, sesleri arý výzýltýlarý gibi iþitiliyordu. Taþlarý Hazret- i Ebu Bekir'in eline verdiler. Ayný tesbih. Alýp yere býraktýlar. Taþlar cansýz. Yine alýp Hazreti Ömer'in avucuna koydular. Yine ayný tesbih. Hazret- i Osman'ýn elinde de ayný hal... Ýbn-i Mes'ud Hazretleri: - Biz Allah'ýn Resülüyle yemek yerdik. Yemek yerken de lokmalarýn tesbihini iþitirdik!.. Mucizelerden bir þube de, Allah Resülünün hayvanlarý ram ve teshir ediþleridir... Muazzez sahabilerden Enes bin Malik (r.a.) anlatýyor: - Ensardan birinin bahçesini sulama iþinde kullandýðý bir devesi vardý. Bir gün deve ani bir huysuzluk gösterip çýlgýna döndü ve sahibine itaat etmez oldu. Çýlgýnlýðý o dereceye vardý ki, onu zaptetmek ümidini kaybettiler. Nihayet Kainatýn Efendisi'nin huzuruna gelip yalvardýlar:
- Ey Allah'ýn Resülü! Devemiz serkeþ oldu, aðaçlarýmýz ve ekinlerimiz susuz kaldý, sen lütfedip çaremize bak!..
Nebiler Nebisi, sahabilerini yanýna alýp þikayetçinin bahçesine gittiler. Deve, bir kenara çekilmiþ gelenlere hýþýmlý hýþýmlý bakýyordu. Allah'ýn Resülü, hemen tek baþýna devenin bulunduðu tarafa doðru ilerlemeye baþladýlar. Medineli sahabiler çýðlýðý bastý:
- Aman ey Allah'ýn Resülü! Bu deve kuduz ite dönmüþ... Sana saldýrmasýn... Ýnsanlýðýn Efendisi buyurdular: - Beis yok! Bana ondan zarar gelmez! Ve devenin üzerine doðru ilerlediler... Deve, varlýðýn tacýný görünce halini ve çýlgýnca bakýþýný deðiþtirdi ve Allah'ýn Resülüne doðru yürümeye baþaldý. Tam karþýlarýna gelincede, sahabilerin hayret ve haþyet nazarlarý önünde yere yattý, secde etti. Allah'ýn Resülü deveyi çekip dilediði þekle soktular. Deve, eski halinden daha yumuþak bir tavýrla emri kabul etti... Sahabiler koþup geldiler ve Allah Resülüne dediler: - Ey Allah'ýn Resülü! Bu, akýl ve idrakten mahrum hayvan sana secde eder de, biz dururuz, olur mu? Biz insanýz ve sana secdede ondan fazla mükellefiz!.. Ebedi hayat müjdecisi buyurdular: - Beþer beþere secde edemez! Eðer benim için böyle bir emir vermek mümkün olsaydý, kadýnlarýn kocalarýna secde etmelerini söylerdim. Yine günlerden bir gün bir deve, Allah'ýn Sevgilisini görünce hemen yere yatýp boynunu uzattý ve boðazýndan garip sesler çýkarttý. Allah'ýn Resülü devenin sahibini çaðýrttýlar ve dediler: - Bu deve, fazla iþten ve az gýdadan þikayetçidir; onu iyi tutun! Cenabý Aiþe (r.a) validemiz der ki: - Evimizde ehli bir hayvanýmýz vardý. O hayvan, Allah'ýn Resülü eve geldiðinde bir tarafa çekilir ve hiç saða sola koþmadan edebi ile yerinde durur; Allah'ýn Resülü evden ayrýlýnca da ayaklarýmýzýn arasýnda gezerdi... Bir gün Kainatýn Efendisi sahabileriyle bir yerde oturuyorlardý. Bir Arabi, elinde avladýðý bir kertenkele ile oradan geçiyordu. Allah'ýn Resülünü iþaret ederek: - Bu zat kimdir? diye sordu.
- Allah'ýn Resülüdür! Arabi meralandý ve Allah Resülünün huzuruna gelip: - Þu kertenkele senin risaletine þehadet etmedikçe ben de sana iman etmem, diyerek hayvaný varlýk nurunun önüne saldý. Allah'ýn Sevgilisi hayvana hitap ettiler:
- Ey kertenkele!
- Buyur, ey Allah'ýn Resülü!
- Sen kime ibadet edersin?
- Semada arþý, arzda saltanatý, denizde hükmü, cennette rahmeti, cehennemde azabý olan Allah'a...
- Ben kimim?
- Ente Resülü Rabbil alemin: Sen, Rabbü'l- alemin'in Resulüsün, Peygamberlerin sonuncususun. Seni tasdik eden felah buldu, sana inanmayan zarar edip hüsranda kaldý. Bu hali gören Arabi birden infilak etti: - Eþhedü enla ilahe illallah ve enneke Resülüllahi hakkan! Cabir bin Abdullah (r.a.) : - Allah'ýn Resülü Hayber taraflarýndayken bir sürü koyunun arkasýnda bir çoban, mübarek hizmetlerine girdi, iman getirdi ve Allah'ýn Resülüne dedi:
- Ey Alllah'ýn Resülü! Þimdi bu koyunlarý ben sahiplerine nasýl teslim ve iade edebilirim? Kainatýn Efendisi buyurdular: - Koyunlarýn yüzlerine doðru bir avuç toprak saç! Allah senin emanet borcunu yerine getirir ve koyunlarý sahiplerine iade eder... Çoban, Nebiyyi Muhteremin dediðini aynen yaptý. Hayret ve haþyetle gördü ki, koyunlar, týpýþ týpýþ, aðýllarýnýn yolunu tutmuþ gitmektedir... Bir keresinde de, Allah Resülünün azadlýsý Sefine (r.a.), Peygamberler Peygamberinin mektubunu Yemen'e, Muaz ibni Cebel Hazretlerine götürmek için yola koyuldu ve bir gemiye binip denize açýldý. Müthiþ bir fýrtýna koptu ve gemi paramparça oldu. Sefine Hazretleri canýný kurtarýp bir çöle düþtü. Ipýssýz bir vadiden geçerken, bir arslan peydahlandý ve heybetle üzerine doðru geldi. Hz. Sefine hiç korkmadý ve arslana seslendi: - Ben Allah Resülünün azadlýsýyým, mektubunu Yemen'e, Muaz bin Cebel'e götürüyorum. Yolumdan çekil!.. Ormanlarýn eþsiz kralý hemen yelesini yerlere sererek tazimde bulundu ve Sefine Hazretlerine yol verdi... Bir gün bir kurt, sahabilerden birinin güttüðü sürüden bir koyunu kapýp kaçýþýrken, arkasýndan yetiþen sahabi koyunu kurtardý. Kurt, hemen oracýkta, kuyruðu üzerine oturup þöyle dedi: - Allah'ýn bana gönderdiði rýzký elimden alýrken Allah'tan korkmuyormusun? Çoban hayretler içinde çýðlýðý bastý: - Bir kurt, kuyruðu üzerine otursun ve insan kelamý etsin... Ne müthiþ hal ve ne garip manzara! Kurt buna da cevap verdi: - Bundan daha akýl ermez, acayip olaný var! Allah'ýn Resülünün, Medine'de, halka, geçmiþ ümmetlerin haberlerini vermesi... Çoban, bu harikulade vaka üzerine, koyunlarýný önüne kattýðý gibi Medine yolunu tuttu. Sürüsünü bir kenarda muhafaza altýna alýp doðru Kainatýn Efendisinin huzurlarýna çýktý. Baþýndan geçenleri, tek tek anlattý. Allah'ýn Sevgilisi, sahabilerini çaðýrtýp ayný hadiseyi onlara da duyurdular... Parmaktan akýtýlan su mucizesi, sahabilerden büyük bir toplulukça nakledilmiþ olarak Buhari ve Müslim "Sahih" lerinde belirtilmiþtir. Mucizeler bahsini burada noktalýyoruz. Sýrasý geldikçe yine temas edilecektir. Zaten Allah Resülünün bütün hayatý mucizedir... Kategori: EFENDÝMÝZÝN MUCÝZELERÝ |