|
O günlerde gelen ayetler, hep kýyamet gününün dehþetinden haber veriyordu. Ýþte bu demde gelen ayetlerden biri de þu idi: "Haberiniz olsun, siz (ey Mekke halký) ve Allah'dan baþka taptýklarýnýz (putlarýnýz) hep cehennem odunusunuz. Siz hep beraber cehenneme gireceksiniz." Bu ayet, dalga dalga kulaklara çarptý, mýzrak mýzrak gönüllere iþledi ve müþriklerin çýldýrmasýna sebep oldu... Kemikleþen ve nasýrlaþan ruhlar ve Müslümanlara karþý kin... Hem öyle bir kin ki, belki sýrtlanda bulunmaz... Þimdi hedef Allah'ýn Resulü. Allah'a giden büyük çile yolu açýlmýþtýr. Mukaddes baþlarýna toprak saçanlar... Evlerinin kapýsýna, beþ parmaklarýný canavar pençesi halinde kullanýp kan izleri çekenler... Daha neler, neler... O'na þair, O'na kâhin, O'na mecnun, O'na büyücü dediler; sökmedi. Kâbe'de namaz kýlarken, üzerinde fezayý taþýyan mukaddes sýrtýna bir deve leþinin necaset kesesi iþkembesini koydular; tesir etmedi... Küfür çukurunda çýrpýnan Kureyþ nasipsizlerinin kin ve gayzýný söndürmeye hiçbir deniz kâfi gelmez. Bu gözü dönmüþ nasipsizlerin baþbuðlarýndan küfür delisi Ebu Leheb, bu defa, hýrsýný teskin etmek için þahsi imkânlarý içinde ne varsa kullanmak azminde... Utbe ve Uteybe isimli oðullarýnýn ikisi de, evvelden Peygamber damadý. Birinde, Kâinatýn Efendisinin kýzý Rukiye, öbüründe de Ümmü Gülsüm... Nikâh olmuþ, fakat zifaf olmamýþ... Kuduz kâfir, oðlu Utbe'yi çaðýrdý ve þu emri verdi: - Allah'ýn Resulü olduðunu iddia eden adamýn kýzý Rukiye'yi hemen boþa! Utbe, henüz zifafa girmediði, Peygamberi Ziþanýn kadri yüce kýzý hakkýnda: - Derhal, diyor; hemen boþarým! Ve nasipsizler nasipsizi, Peygamber kýzýný boþadýðý haberini, Peygamber evine gönderiyor... Kuru kafalý küfür delisinin öbür oðlu Uteybe ise babasýný tatmin etmek hususunda, kardeþi Utbe' den daha ileri gitmek istedi. Þenaat müsabakasýnda tek ve birinci... Peygamber kýzýný boþamak emrini alýr almaz doðru Allah Resulünün huzuruna çýkarak edepsizlikte en ileri bir lisanla haykýrdý: - Ben senin dinini inkâr edenlerdenim ve seni sevmem. Sen de beni sevmezsin! Ýþte bunun için kýzýný boþadým!.. Kuduruk kâfir bununla da kalsa iyi... Kâinatýn Tacý'nýn üzerine bir sýrtlan gibi saldýrdý, yakasýna yapýþtý; O'nun, Allah sevgisine ayna olan, gülden daha nazik ve çiçekten daha güzel yüzüne tükürdü... Bugüne deðin ne yer, ne gök, ne ins, ne cin böyle þenaat görmedi... Âlemlerin Efendisi bu hadiseden fevkalade müteessir oldu ve ellerini Allah'ýn hacet kapýsýna açýp Uteybe'nin cezalandýrýlmasý için Allah'a dua etti... Zalim ve hain Uteybe, babasý Ebu Leheb' le birlikte Peygamber kýzýný boþadýktan sonra çýktýðý Þam seferinde cezasýný buldu... Çölde bir canavar Uteybe kâfirinin karþýsýna çýktý. Onu parçaladý, vücudunu lime lime etti, beynini kumlara döktü... Cenab-ý Peygambere hakaret etmenin dünyadaki cezasý... Ötelerde kim bilir daha ne cezalar çekecek... Kuduruk kâfirler Allah'ýn Resulüne neler neler yapmadýlar ki... O varlýðýn sebebi olan Cenab-ý Mustafa (s.a.v) neler çekmedi ki... Lakin mukaddes yolundan bir nefes olsun dönmedi, küfür ve vahdet zindanýnda körleþen insanlýðý Allah yoluna þanla þerefle davet etti... Bu ilahi davete icabet edenler olduðu gibi, karþý duranlar da vardý. Ve bunlarýn baþýnda Ebu Cehil geliyordu... Peygamber amcasý Hz. Abbas (r.a) anlatýyor: - Bir gün, Mescid-i Haram'da idim. Oraya Ebu Cehil geldi ve dedi: (Andolsun ki, secdede görürsem, Muhammedin boynuna basacak ve baþýný yere sürteceðim!) O sýrada, Allah'ýn Resulü geldi. Bunu, ona haber verdim. Son derece kýzdý ve Mescid-i Haram'a kapýsýndan girmeyi beklemeyerek, hemen duvardan atlayýp girdi... Ýrkildim ve dedim: - Eyvah! Bu uðursuz günü kendisine açtý!.. Allah'ýn Resulü, Alak süresini sonuna kadar okudu ve secdeye vardý... Ebu Cehil'e seslendiler: - Ey Ebü'l-Hakem! Ýþte secde etti... Ebu Cehil yerinden fýrladý ve Allah Resulüne doðru ilerledi, ayný anda da korkuyla geri döndü: Müþrikler hayretten dona kaldýlar ve dediler: - Ne var, ne oldu böyle? Ebu Cehil karþýlýk verdi: - Benim gördüðümü siz görmüyor musunuz? Onunla benim arama ateþten bir uçurum açýldý!.. Kategori: EFENDÝMÝZÝN MEKKE DÖNEMÝ |