logo

logo

EFENDİMİZİN PEYGAMBERLİK YILLARI

VAHYİN KESİLMESİ

İlahi hikmet icabı birdenbire vahiylerin arkası kesildi ve korkunun daha büyüğü geldi.

Ne bir delalet, ne bir işaret var...

Böyle... Hiç beklenmedik bir anda ilahi hitap kesilivermişti...

Sahilsiz bir deniz ortasında ayağını basacağı ne bir tekne, ne bir sal var... Yapayalnız ve sadece meçhul bir istikamete doğru bir nur ağı içinde yol alıyorlar... Neler hissedip, neler duyduğunu tasavvur ediniz ve çektiği ızdırabın büyüklüğünü görünüz... Bu hal, tam üç yıl devam etti, üç yıl vahiy gelmedi ve üç yıl berzah hayatı yaşadılar... (İlk vahiyden sonra geçen zaman üzerinde rivayetler muhteliftir. En çok 3 sene ve en az 15 gün...)

Istırap, ıstırap ve yine ıstırap!..

Teessürlerinin hayale sığmaz çapta derin, namütenahi derin olduğu şuradan belli ki, başvurdukları uzlet köşelerinde, dağ başlarında, kuytu yerlerde, mağara içlerinde İlahi hitabın tecellisine zemin hazırlayıp duruyorlar... Bulamadıkları an, dehşetten kendilerini kaybedecek hale geliyorlar. Öyle bir ıstırap duyuyorlar ki, kendilerini dimdik bir yardan, korkunç bir uçurumdan fırlatıp atmak istiyorlar.

Mukaddes başlarında duman duman tüten ıstırap, gönüllerinde hicran ırmakları ve gözlerinden akan acı yaşlar... Tecellilerin en parlağından sonra ondan mahrum hayatı, çekilmez ve taşınmaz bir yük olarak görüyorlar ve parça parça olmak istiyorlar... Ve kendilerini dimdik kayalardan aşağı bırakacakları an hemen melek yetişiyor ve şöyle nida ediyor:

- Dur, dur!.. Bil ki, sen Allah'ın Resulüsün!...

Böylece biraz teselli buluyorlar ve her defasında, varlığın bütün sırrı olan mukaddes varlıkları etrafındaki İlahi müeyyide belli oluyor... Ve Allah'ın Sevgilisi, iki cihanın Efendisi, insanoğlunun ufku, ayakları altında çalkalanan zulmet denizinin korkunç ağzını, yalnız bir hikmet olarak müşahedeye memur bulunuyordu... Bu zulmetin parçalanacağı, vahyin şimşeklerinin geleceği anı bekliyorlardı... Ve teessürleri hayale sığmaz çapta derin oluyordu...

Ey Nebi, sen seni sanma garip!