logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEDİNE DÖNEMİ

SİHİR

Mekke' de fışkıran ve nihayet Medine'ye sıçrayıp orayı da tutuşturan ilâhi nurunun gönüllerde ışık ışık yanması ve gönülden gönüle atlamaya başlaması Yahudi âlimlerini kıskandırdı... Hem öyle bir kıskanış ki, kudurup canavara döndüler ve karanlık işler çevirmeye başladılar...

Lebîd bin Asım isimli lânetli Yahudi, Allah'ın Resulüne sihir yaptı. Allah'ın Sevgilisi, kendi hallerinde durup dururken, bir iş işlediklerini vehmeder gibi oldular. Sihir, bir tarak ve taraktan düşen saç kıllarıyla yapılmıştı.

Ve bunları bir kuyu içine atmışlardı. Bunun üzerine "Felâk ve Nâs" sûreleri nâzil oldu ve sihir yerini Cebrâil haber verdi. Kâinatın Efendisi, büyüyü getirmesi için Cenâb-ı Ali (k.v.) yi gönderdiler. O da kuyuya inip buldu ve getirdi. Saç telleri çıkarıldı ve bu sureler okunup tellere üflendi. Tellerde on bir düğüm vardı. Her ayetin okunuşlarında, tek tek sabun köpüğü gibi çözülen düğümler...

Felâk ve Nâs sureleri de on bir ayetti.

O mübârek sûrelerde şânı pek yüce olan Allah şöyle buyuruyor:

(Ey Resulüm, ) de ki: Sığınırım sabah Rabbine; yarattığı şeylerin (her türlü) fenalığından, karanlığı girip çöktüğü zaman, gelenin (içinde işlenip çoğalan) şerrinden, (büyü yapmak için) düğümlere üfleyen kadınların (her sihirbazın) şerrinden. Bir de hasedini meydana çıkarıp gereğini yapmaya koyulduğu zaman, kıskancın şerrinden..."

"(Ey Resulüm,) de ki: Sığınırım insanların Rabbine, insanların Melik'ine (hükümdarlar Hükümdarına), insanların ilâh'ına; o sinsi Şeytan'ın şerrinden... O öyle bir Şeytan ki, insanların kalplerine vesvese verir. (O Şeytan), Cinlerden de olur, insanlardan da..."

Bu mübarek ayetlerin okunuşundan sonra Allah Resulü'nün üzerlerindeki ağırlık kalktı ve sihir, Allah'ın inayetiyle silinip gitti...

MÜNAFIK

Şu garip tecelliye bakınız ki, Mekke'de kâfir vardı; Medine'de münafık peydahlandı...

Münafık; cihanın en karanlık adamı kâfirden daha kötü ve daha aşağı mahlûk... Dışından mümin geçinip içinden inanmayan zehirli adam... Bu dahi Yahudilerin müessesi olarak yine Yahudi eliyle kuruldu...

Fitne ve fesat ateşini zehirli nefesleriyle üfüren bu münafıklar, İslam ve insanlık abidesini bozmaya memur...

İslam, billûr bir abide; bunlarsa dehlizler içinde çöreklenen ve taşların arasını oymaya çalışan yedi başlı yılanlar...

Allah'ın Resulü ve âlemler müjdecisi biliyorlar... Ona her hâliyle hepsi malûm... Fakat sükût ediyorlar...

Münafıkların başı, Abdullah ibn-i Ubeyy ibn-i Selûl isimli bir mel'un...

İslam'ın Medine saltanatı bu zehirli adamın gözünde kâinat çapında bir ihtişam arz etti... Bu saltanatı, bu ihtişamı çekemeyen münafık fitne davulunu dövmeye başladı...

İlk defa kendi peygamberine ihanet eden ve sonra bu hain ruh etrafında hususî surette mayalaşan ve ırklaşan zehirli kanı taşıyor her damarında... Damarında taşıdığı, bu mel'ûn kandır ve o daima kanın icabını işlemeye memurdur...

İslam'ın has altınını zehirli dişleriyle kemiren bu akrep, Resuller serveri tarafından biliniyor... Böyle olmasına rağmen hiç hesaba çekmiyorlar... Allah'tan gelecek ilâhi fermanı bekliyorlar... Zaten küfrü bu kılığa sokan da bizzat İslâm'ın kuvvet ve azametidir...

Demek ki İslâm şevket yolunda... Ve artık İslâm'ın kılıca sarılma devri açılacak ve topyekûn insanlık bu kılıcın önünde eğilecektir... Bunu da zaman gösterecektir...