EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEDİNE DÖNEMİ
ALLAH RESULÜNÜN İLK TAVSİYELERİ
Sahabeler de ,güzel beyitler okuyarak mescidin malzemesini taşıyor ve hizmet ediyorlardı....Hepsinin gönlünde ırmaklar çağlıyor,kızgın güneş altında yılmadan ve durmadan gelip gidiyorlardı.
Nebiler Nebisinin mukaddes dudaklarından,bundan başka şiir serpildiği görülmüş değil..Yalnız başkalarına ait şiirler müstesna.Kendisine Kur'an-ı Kerim gibi bir kitap nazil olan,şiir söyleyemezdi.Sadece o anda mescide kerpiç taşımanın şevki,ilahi müsaadesiyle kelamın en büyük kahramanına ve Allah kelamının muhataplarına bir kerecik şiir söyletti...
Bazı İslam âlimleri demişlerdir ki:
Allah Resulü için yasak olan, bizzat kendilerinin şiir söylemeleridir. Yoksa başkalarının şiirlerini okurlardı. Başkalarına ait şiirlerin Peygamberler tarafından okunmaları yasaklayıcı bir delil mevcut değildir." Bizzat şiir söylememelerinde hikmet, gelen ayetlerin kendileri tarafından söylendiğine dair kâfirlere şiir üslubuyla bir kıyas vesilesi vermemektedir. Yoksa şiirler hakkında yasaklayıcı hiçbir ölçü gelmemiştir. Şeriate aykırı olmayınca, şiirin mübah oluşunda şüphe kalmaz... Zaten Nebiyyi Muhterem de Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
"Şiirden=Manzum, edebi sözlerden, yazılardan hikmetleri, meselleri havi olanları öğreniniz" Ve: "Şiir bir sözdür. Bunun güzeli güzeldir, çirkini de çirkindir."
Allah'ın Sevgilisi başkalarına ait olmak üzere nice defalar şiir okumuşlardır. Hendek gazasında da okumuşlardır. Hususiyle, şairlerin güzel mısralarını dinlemekten son derece zevk duyarlardı. Kaab bin Züheyr'in kasidesine karşılık, mübarek sırtlarına giydikleri hırkalarını ihsan etmişlerdir. O kaside de, sonunda "Kaside-i Bürde Hırka Kasidesi" ismini almıştır... Ve Kaab'ın üstüne ebediyet düşmüştür.(Bu hırka hakkında ileride malumat verilecektir.)
İmam-ı Müslim'in Erid bin Süveyd-i Sakafi'den rivayeti:
Allah Resulü bir gün beni develerinin ardına bindirip buyurdular:
"Eskiden Ümeyye bin Ebi Salt isimli bir şair vardı. Onun şiirlerinden hatırında bir şeyler var mı?"
"Evet, ey Allah'ın Resulü!"
"Oku öyleyse..."
Bunun üzerine bir beyit okudum. Daha oku diye emrettiler. Bir beyit daha okudum. Yine oku! Buyurdular. Bir beyit daha okudum ve böylece yüz beyit'e kadar çıktım. Allah'ın Resulü dinlediler... Şimdi şunu kabul etmek vicdan borcudur:
Şiir din-i İslam'ın çerçevesi içinde olduğu müddetçe şiirdir. Şeytan ve nefsanî olanlar ise paçavra hükmündedir. Hususiyle öğüt ve hikmet dolu şiirler için ecir ve sevap büyüktür. Böyle şiirler, sahabelerden ve Peygamber evinin bağlılarından gelmiştir. Dört büyük halife de bizzat şiir söyleyip okumuşlardır. Peygamber kızı derin ve ince Fatıma,mukaddes babasının irtihali üzerine çok içli şiirler söylemiş dinleyenlerin gönlünü dağlamıştır.Daha nice İslam büyükleri: Yunus'lar, Mevlana'lar,Hacı Bayram-ı Veli'ler ve Fatih Sultan Hazretleri gibi niceleri niceleri.Mesela Mevlana'nın şu mısralarındaki güzelliğe bakınız:
La tüziğ kalben hedeyte bilkerem
Ya Rabbi! Kerem ve Lutfunla hidayet ettiğin kalbi tekrar dalalete (sapıklığa) meylettirme. Takdir kaleminin yazdığı belaları bizden sarf eyle (çevir) değiştir...
Vasrifisusüelezi kaddal kalem...


