logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEDİNE DÖNEMİ

GÜZELLİKLERİ

Ümmü Süleym şevkle atıldı:

- Ey Allah'ın Resulü! Biz çocuklarımız için bunun bereketini ümid ediyoruz!

Resuller Serveri buyurdular:

- İsabet ettin!

Vail bin Hacer:

- Ben Allah Resulünün ellerini tutardım. Yahut mübarek vücudunun cildi benimkine değerdi. Bu temaslardan aldığım, güzel ve mest edici kokuyu hayal etmeye bile imkân olmadığını anlardım.

Cennetle müjdelenen büyük sahabilerden Hz. Saad bin Ebi Vakkas:

- Kâinatın Efendisi elini anlıma koydu. Bu ana kadar soğukluğunu ciğerimin zarında hissediyorum.

Yezid bin Esved:

Allah'ın Resulü bana mübarek ellerini uzattılar. Gördüm ve hissettim: Bu el, kardan daha soğuk ve miskten daha güzel kokuluydu.

İşte bir ıtır çanağı, ipek, kadife ve kardan soğuk eller bazen billuri bir ırmak gibi çağlayıp susuz kalan ümmetini suya kandırdı. Bazen de hasretiyle inleyen hurma kütüğünün iniltisini bir temasıyla dindirdi. Bazen de attığı taşlar birer gül olup düşmanını yere serdi. Bazen de o mübarek elin değdiği koyun memeleri hayat pınarı oldu. Bazen de ceylanın başını okşayıp şebnem damlası yaşlar akıttı. Daha neler, neler.

Allah'ın, meleklerin, olanca mahlûkatın salât ve selamına mazhar, nihayetsiz olan Mülkün Seyyidi ve Kevser Havuzunun sahibi, cihanın Kıblesi, Mahkeme-i Kübra'nın şefaat tacı, Sidre-i Münteha'nın hususi misafiri, mekarim-i ahlakın mütemmimi Cenab-ı Muhammed güzellikte bir taneydi.

O Varlık Nuru'nun en mübalağalı gülüşleri tebessümden ibaretti. Ve tebessüm ettiklerinde mübarek dişleri şebnem damlaları gibi pırıl pırıl görünürdü:

İbn-i Kursafe isimli inci gönüllü sahabi şöyle anlatır:

- Ben, annem ve halam, Âlemlerin Efendisi Cenab-ı Muhammed'e gidip bey'at ettik. Dönüşümüzde bana:

- Oğul, dediler; hiç bu zat gibi, yüzü güzel, elbisesi pak ve sözü tatlı kimse görmedik biz. Ne şaşılacak şey ki, mübarek ağzından hep nur fışkırıyor.

Evet, uğrunda âlemlerin yaratılmış olduğu Allah Resulü baştanbaşa nurdu. O, ne uzun ne kısa, vücuduna uygun bir şekilde orta boyluydu. Mübarek başları büyük ve yuvarlaktı. Bu mübarek baş, asalet, fikir ve bütün kâinatın takip edeceği yola ait planla dolu idi. Bu mübarek başda öyle bir zekâ demet edilmişti ki, aklın eli onu kavramaktan aciz kalır.

123456