logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEDİNE DÖNEMİ

GÜZELLİKLERİ

Bir gün, dahi kumandan Halid ibn-i Velid Hazretleri Arap kabilelerinden birine uğramış ve kabile reisi kendisine:

- Ya Halid, demişti; bize Muhammed'i (s.a.v) tasvir et! Şekli ve biçimi nasıl?

Hazret-i Halid demişti ki:

- Ben O'nu vasfedecek kudrette değilim!

- Şöyle, kabataslak anlat, hulasa et!

- Gönderilen, gönderenin de kadrince olur. Gönderen Allah olduğuna göre gönderdiğinin şanını hayal edebilirsin!

Cenab-ı Halid'in bu ifadelerinden de anlaşılıyor ki, Allah Resulünün güzelliklerini hakkiyle anlatmak mümkün değildir. İmam-ı Kurtubi:

- Allah Resulünün güzellikleri bize tamamıyla gösterilmemiştir. Göstermiş olsaydı, gözlerimiz O'na bakmaya takat getiremezdi.

Muazzez sahabilerden ve aşk kahramanlarından Hz. Ebu Hureyre der ki:

- Ben Allah Resulünden daha güzel bir şey görmedim. Yüzünden güneş nuru akardı.

İmam-ı Busuri de şöyle demekten kendini alamaz:

"Güzellikte ve güzel huyda bütün peygamberlere üstün gelmiştir.

İlim ve kerem itibariyle ise onlar, buna yaklaşamamışlar dahi.

Nasaranın Hazret-i İsa hakkında söylediklerini bırak da (onlar Peygamberlerine Allah'ın oğlu demişlerdi), O'nun şan-ü şerefinde ve ülüvvi kadrinde ne söylersen söyle.

O'nun zatına istediğin kadar şeref, onun yüce kadrine dilediğin kadar azamet izafe et, azdır.

Çünkü Allah Resulünün fazilet ve kemaline bir had yoktur ki, insan onu dile getirebilsin.

İlmin onun hakkında söyleyebileceği: O beşerdir. Fakat bütün yaratılmışların en hayırlısı ve en efdalidir.

Ey sen ki bütün mültecilerin koşarak, başını ayak yaparak dergâhına koştukları en büyük insan!"

Fuzuli'nin gönül dudaklarından da şu beyit dökülür:

"Suya versin bağıban gülzar-ı, zahmet çekmesin,

Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzare su."

123456