logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEDİNE DÖNEMİ

MERHAMET, MERHAMET, MERHAMET

Bir gün Cenab-ı Hakkın Nazlı Nebisi, Abdurrahman bin Avf'ın eline yapıştılar ve İbrahim'in bulunduğu yere gittiler. İbrahim ve mübarek gözlerinden inci taneleri gibi yaşlar akarken buyurdular:

"Göz ağlar, kalp mahzun olur. Biz Rabbimizin razı olacağı sözden başka bir kelime söylemeyiz. Vallahi ya İbrahim biz senin ayrılığınla hakikaten pek hüzünlü ve kederliyiz!"

Enes bin Malik Hazretleri:

- İbrahim ruhunu teslim etmek üzereyken Allahın Resulü üstüne vardı. Mübarek gözlerinden yaş akıyordu. Abdurrahman sordu:

- Ey Allah'ın Resulü! Sen de mi ağlıyorsun?

- Ya İbn-i Avf! Ağlayışım merhamet ve şefkatimdendir. Bu kadarı irade dışındadır.

Ve ilave buyurdular:

- Gözlerimiz ağlar, kalbimiz sızlar. Ama Allah'ın rızasına aykırı söz söylemeyiz!

Minimini İbrahim'in namazını kıldılar ve onu Medine'nin Mezarlığı Baki'de defnettiler. Kabri üzerine de su serptiler.

Peygamberler Peygamberinin kadri yüce kızı ve insanlık hurisi Hazret-i Fatıma (r.a) hizmetçisizdir. Buğdayını eliyle öğütür, suyunu kendi taşır, yemeğini kendi yapar, çamaşırını kendi yıkar. Buğday öğütmekten elleri, su taşımaktan göğsü bereli. Fatıma-i Zehra, bu hayat yükünü bin çile ile çekmekte.

Bu hali Allah'ın Resulüne buyurdular ve bir hizmetçi istediler.

Kâinatın Efendisi:

- Ben daha Soffa sahabelerini rahata kavuşturamadım. Böyle şey nasıl olur?

Buyurdular. Bir defasında da Hz. Fatıma'nın boynunda altından bir gerdanlık gördüler:

- Kızım; hoşuna gider mi ki, herkes Peygamberin kızı Fatıma'nın boynunda altından bir gerdanlık gördük desin?