logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEDİNE DÖNEMİ

EŞSİZ BİR MÜRÜVVET ÖRNEĞİ

Bir gün Kâinatın Efendisinin huzuruna bir adam geldi:

- Ey Allah'ın Resulü, dedi; ortalık ramazan, oruçlu iken zevcemle münasebette bulundum; ne yapayım?

- Bir köle azad et!

- Yok ki, ey Allah'ın Resulü!

- İki ay oruç tut.

- Yapamam, kudretim yetmez.

- Altmış fakiri doyur!

- Onu hiç yapamam! Bu kadar insanın karnını doyurmaya halim ve vaktim müsait değil, fakirim.

Karşılıklı konuşma bu yolda devam edip giderken Allah Resulüne birinin bahçesinden bir sepet dolusu hurma geldi. Lütuf ve kerem sahibi Allah Sevgilisi, "Nerede o adam?" diye sordu.

- Buradayım, ey Allah'ın Resulü!

- Al bu hurmaları da, sadaka olarak dağıt!

AMAN MÜRÜVVET

Aman lafzı senin ism-i şerifinle müsavidir

Anınçün aşıkın zarı amandır ya Resulallah!

- Benden daha muhtaç olanlara mı?

- Evet!

- Ey Allah'ın Resulü! Seni Peygamber olarak gönderen Zat-ı Kibriya hakkı için şu iki kara tepenin arasında benden daha muhtaç kimse yoktur.

Bu cevaptan haz duyan Allah'ın Resulü gülümsediler, mukaddes dişleri şebnem damlası gibi pırıldadı. Herkes de güldü.

Sonra şöyle buyurdular:

- Öyle ise al götür sepeti. Sen çoluk çocuğunla ye. Sadakandır.

Nihayetsiz olan Mülkün Seyyidi Cenab-ı Ahmed (s.a.v) bir defasında kenarları kalınca bir elbise giymişlerdi. Bir bedevi çıkageldi ve Allah'ın Resulüne yaklaştı, mübarek elbisesinden tutup şiddetle çekti. O kadar ki, Âlemin Fahri'nin mukaddes ensesinde iz bıraktı ve:

- Ey Allah'ın Resulü, dedi; benim şu iki devemi sendeki Allah malından yükle. Çünkü bu mal ne senin, ne de babanındır!

Bu kaba davranış karşısında Allah'ın Resulü bir müddet sustu. Sonra ilahi bir gülümseyişle bedeviye baktılar ve dediler:

- Mal Allah'ındır. Ben de O'nun kuluyum. Ey bedevi, bana karşı yaptığın kaba hareketin cezasını senden alayım mı?

Bedevinin aklı başına geldi:

- Hayır, ey Allah'ın Resulü, siz öyle yapmazsınız!

- Neden?

- Zira kötülüğe kötülükle mukabele etmek şanınızdan değildir!

Bu söz üzerine Kâinatın Efendisi öyle bir tebessüm buyurdular ki, yanaklarında Cennet gülleri açtı ve mukaddes dişleri gümüş gibi pırıltılar saçtı.

Yine bir gün, bir bedevi, Allah'ın Resulünden alacağını istemeye geldi. Konuşması sert ve dik.

12