logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEDİNE DÖNEMİ

EŞSİZ BİR MÜRÜVVET ÖRNEĞİ

Sahabiler atıldı:

- Kimin huzurunda olduğunu biliyor musun?

Bedevi başka laf anlamıyor:

- Ben hakkımı istemeye geldim!

Allah Resulünün sahabilere ihtarı:

- Siz de onun tarafında olmalıydınız. Adam hakkını istiyor. Hakkını isteyen sert konuşabilir!

Ve adamın hakkını veriyorlar.

Yine günlerden biri. Sahabiler O Varlık Nurunun etrafında. Yine pervane gibi dönüyorlar. Altın ve gümüşten yapılmış bir takım gerdanlıklar Allah Resulüne getirilmişti. Varlığın sebebi olan Peygamber-i Zişan bunları sahabileri arasında taksim ediyorlardı. Derken bedevilerden biri atıldı:

- Ey Allah'ın Resulü! Vallahi Allah sana adaleti emrettiği halde seni adalete riayet eder görmüyorum!

Sahabiler donup kaldılar. Nebiler Nebisi, bu ağır ithamda bulunan bedeviye şöyle dedi:

- "Yazık sana, ben adalete riayet etmezsem, ya kim adalete riayet eder ?"

Adamcağız oradan ayrıldıktan sonra, Allah'ın Sevgilisi sahabilerine emir buyurdular:

- Onu bana çağırınız!

Adam huzura gelince de onun gönlünü aldılar ve tatlı bir dille ikaz ettiler.

Yine bir başka gün, ganimet malını taksim ediyorlardı. Yine başka biri Allah Resulüne hitap etti:

- Bu taksim Allah rızasına uyuyor mu?

Allah Resulünün mübarek yüzü benek benek kızardı ve dedi:

- "Allahü Teâlâ kardeşim Musa'ya rahmet eylesin, o bundan daha büyüğü ile eziyet edilmiş ve sabretmiştir!"

İşte Âlemlere Rahmet olanın yüce ahlakı.

12