logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEDİNE DÖNEMİ

ÖYLE YAKICI BİR LEVHA Kİ...

Bir gün ganimet dağıtıyorlar. Allah Resulünün başında, sıkışık bir kalabalık ve cıvıl cıvıl insan. Biri, adeta Nebiler Nebisinin omuzlarına tırmanacak kadar yanaştı. O sırada Allah Resulünün elindeki ince değnek, yanlışlıkla adamın yüzünü çizdi. Allah'ın Resulü hemen değneği uzattılar ve dediler:

- Al değneği ve intikamını al!

Adam hayretle inledi:

- Ey Allah'ın Resulü! Ben seni suçlu bulmadım ki.

Ey insanlık, ey insanlık! Böyle bir rahmetten nasıl uzak kalabiliyorsun?

O cihanın kıblesi, O Allah Sevgilisi ömründe bir kere olsun kimseye kötü söz söylememiştir. Hiç kimse ondan incinmemiştir. Düşmanları yüzünü kanattıkları, mübarek dişini şehid ettikleri halde bile onlara lanet okumamıştır. Yine böyle savaşlardan birinde kendilerine:

- Ey Allah'ın Resulü! Bunlara lanet etsenize! Dediklerinde, O şöyle buyurmuştu:

"Ben lanetleyici olarak değil, rahmet olarak gönderildim!"

Bütün bu levhalarda, Kâinatın Efendisinin zarafet, adalet ve muaşeret kıymetleri pırıldamaktadır.

Şu levhaya bir bakın:

Bir bedevi geldi ve namazda Allah Resulünün eteğine yapıştı:

- Birkaç ihtiyacım var. Namazın sonunu beklersem unutabilirim. Gel şunları yerine getir de namazı sonra tamamla!

Varlığın sebebi olan Peygamber namazı bıraktılar, bedevinin ihtiyaçlarını yerine getirdiler ve sonra namazı tamamladılar.

Bir gün Kâinatın Efendisi, bir mezar başında oturup ağlayan ve dövünen bir kadına rastladılar. Ona sabır tavsiye ettiler. Kadın dönüp şöyle dedi:

- Beni halime bırak! Sen, bana erişen musibetten uzaktasın!

12