logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN HİCRETİ

KARARGAH

Rahman ve Rahim olan Allah'tan, küfre silahla karşı çıkmak emri geldi. Artık İslam şevket yolunda ve artık karargâh Medine...

Resulümüz, Müjdecimiz, Efendimiz, Mekkeli sahabelerine emir buyurdular:

- Teker teker, üçer beşer, Medine'ye hicrete başlayınız!..

Sahabiler bölük bölük Mekke'den çıkıp Medine yönünde yola revan oldular...

Öncüler saadetle Mekke Medine arasında ebediyet caddesini açıyor.

İlk hicret eden Ebu Seleme... Akabe biatinden bir yıl evvel Habeşistan'a gitmişti. Mekke'ye döndü ve Kureyş kâfirlerinin türlü cefasına uğradı...

Medinelilerin İslama geldiklerini haber alınca da hemen Medine yoluna koyuldu...

Onun peşinden Amir bin Rebia ve zevcesi Leyla hatun... Arkasından da Abdullah bin Cahş (r.a)...

Derken bölük bölük sahabi Hazret-i Ömer ve kardeşleriyle yakınlarından 20 kişi, develer üstünde yola çıktılar. Medine'ye ayak attılar... Hazret-i Osman (r.a) ve Habeşistan muhacirleri de döndüler...

Hazret-i Ömer (r.a) in gidişi yine bambaşka oldu. Bir elinde kılıç, öbür elinde ok, Kâbe'yi ziyaret etti. Kâbe avlusunda Kureyş müşriklerinden bir sürü alık adam...

Kâbe'yi yedi kere tavaf ettikten ve iki rekât namaz kıldıktan sonra onlara döndü ve haykırdı:

- İşte ben gidiyorum! Annesini ağlatmak, karısını kocasız ve çocuklarını babasız bırakmak isteyenler; şu vadinin arkasına doğru peşimden gelsin...

Tabii, müşriklerden hiç kimse Hazret-i Ömer'i takibe cesaret edemedi...

Şimdi Mekke ile Medine arasında, develerin ayak izlerinden, kıvrım kıvrım uzanan ahenkli bir yol...

Açıldı yol yaprak yaprak,
Çöller korkunç, çöller sıcak...

Sahabiler dizi dizi,
Gidiyordu durmayarak...

Kâinatın iman beşiği Mekke'de, Âlemin Fahrinin yanında Cihan Sıddık'ı Hz. Ebu Bekir ve Kevser sakisi Hazreti Ali'den başka kimse kalmadı...

Rikkat ve merhamet madeni Hazret-i Ebu Bekir bir ara rica etti:

- Bana da izin ver, gideyim, ey Allah'ın Resulü!

Şanlı ve Ebedi Peygamber:

- Acele etme, ya Eba Bekir; Allah'tan niyazım o ki, seni bana yoldaş etsin! Buyurdular...

Sıddık-ı Ekber, başına konan gökler dolusu devlet karşısında, saadetinden uçuyor ve aynı dilekle tek kelime söylemeksizin duruyor...