logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN HİCRETİ

GARANİK HADİSESİ

Yine bu çileli günlerden biriydi. Allah'ın Resulü, Mescid-i Haram'da Necm suresini okuyorlardı. Surenin:

"Şimdi, Lat'ı, Uzza'yı ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ı gördünüz ya!'' mealindeki ayetlerin okunduğu zaman, müşriklerden birisi atıldı ve kureyş'in, Kâbe'yi tavaf ederken söyledikleri sözleri Kur'an-ı Kerim'den bir ayet imiş gibi okuyuverdi ve birden akılları kamaştı...

Kuduz kâfirlerin, her fırsatta bu çeşit hakaretlerden geri durmadıkları Kur'an ile sabittir. Mesela şu ayet:

Kâfirler dediler ki: Şu Kur'an'ı dinlemeyin. Ona yaygaralar, gürültüler yapın, belki böylelikle galebe çalarsınız."(Fussilet Suresi / 26 )

Allah'ın Resulü Necm suresini okumaya devam ediyorlar:

"Erkek sizin de, dişi onun mu? O takdirde bu, insafsızca bir taksim! Bu (putlar) sizin ve atalarınızın taktığınız adlardan başka (bir şey) değildir. Allah onlara hiç hücced indirmedi. Onlar, kuruntudan ve nefisler (in) arzu ettiği heva (ve heves) den başkasına tabi olmuyorlar. Hâlbuki and olsun, kendilerine Rablerinden o hidayet (rehberi) gelmişdir.

Yoksa insana her umduğu (nail olma imkânı) mı var? İşte ahiret te, dünya da Allah'ındır.

Göklerde nice melek vardır ki onların şefaatleri bile hiçbir şey'e yaramaz. Meğer ki (O şefaat) Allah'ın dileyeceği ve razı olacağı kimseler için (ve ancak O'nun ) izin vermesinden sonra ola.

Hakikat, ahirete iman etmez olanlar, meleklere alabildiğine dişi adı takarlar.

Hâlbuki onların buna dair de bilgisi yoktur. Onlar kuruntudan başkasına tabi olmazlar. Kuruntu ise, hiç şüphesiz, haktan hiçbir şey'i ifade etmez.

Onun için sen (habibim) bizim zikrimize arka çeviren, dünya hayatından başkasını arzu etmeyen kimselerden yüz çevir...''( Necm Suresi / 21-29)

Varlığın sebebi olan Cenab-ı Peygamber mübarek ayetleri böylece okuyorlardı. Ve nihayet sürenin sonuna geldiler, secde ayetini de okuyup secde ettiler...

Orada bulunan Müslümanlar da Allah'ın Resulüne uyarak secde ettiler. Müşrikler de hemen mankafalı putların önünde yerlere kapandılar. Yalnız içlerinden Ümeyye b. Halef veya Ebu Uhayha, ya da her ikisi çok yaşlı oldukları için yere kapanmadılar. Ellerine aldıkları topraklara alınlarını değdirmekle yetindiler...

12