logo

logo

EFENDİMİZİN GENÇLİK ÇAĞI

KARA TAŞ (HACER-ÜL ESVED)

HACER-İ ESVED: Siyah bir taştır. Tavafa buradan başlanır. Hz. İbrahim tarafından Kâbe bina edilirken duvarına yerleştirilmiştir. Cennetten geldiği rivayet edilmektedir.

Yine bir hengâmedir koptu, yine bir uğultudur yükseldi.

- Biz koyacağız!

- Olmaz, biz koyacağız!

- Hayır, hayır! Ne siz, ne şu, ne bu. Bizim şerefimiz, onu kendi ellerimizle yerine koymak hakkını kimseye bırakmaz!

Herkesin gözleri hançer hançer, yüzlerde damar damar gazap ve ellerde elmas elmas kılıç...

Gruplar, topluluklar, kabileler fıkır fıkır kaynıyor.

Eller kan dolu çanaklarda, batırıp avaz avaz bağırıyorlar:

- Kanımız sel sel son damlasına kadar akıtılmadıkça bu hakkı başkasına asla vermeyiz!...

- Ya biz verir miyiz?

Kureyş uluları kafa kafaya verdiler ve etrafa sükûnet tavsiye ettiler:

- Düşünürüz, düşünürüz! Düşünür ve bu işin bir çaresini buluruz! Hele biraz sabır, biraz metanet...

Ve hep beraber Kâbe avlusunda toplanıp işi ele aldılar.

Teklif edildi:

- Birini hakem tutsak, nasıl olur?

- Nasıl birini?

- Akılda ve ahlakta kâmil birini...

- Ama kimi?

- Güveneceğimiz, inanacağımız birini...

- Mesela...

- Onu mu, bunu mu?

- Hayır, hayır!

Bu defa da "Hakem benden olsun, senden olsun!" tartışması patlamak üzere... Yine kan beyinlerine hücum etmede...

Teklif sahibinin ileri atıldığı ve elini, Kâbe'ye yol veren geçitlerden birine uzatıp haykırdığı görüldü:

- Şu geçitten ilk olarak kim gelecek olursa, işte onu!

Bu nasip işine karşı hep birden gürlediler:

- Güzel, razıyız! İlk gelecek hakem olsun!

- Evet, öyle olsun!

İlahi tecelliye bakınız ki, tam o anda geçitten "El-Emin" sıfatlı kâmil, akıl ve ahlakında herkesin birleşik olduğu Cenab-ı Muhammed Mustafa (s.a.v) çıkageldi...

Bütün gözlerde saadet ışıkları yandı.

Şevkle seslerini yükselttiler:

- Seni hakem tuttuk, ya Ebul- Kasım, sen hangi kabileyi seçersen taşı yerine o koyacak...

Allah'ın Resulü cennetler gibi tebessüm buyurdular:

- Bir örtü getiriniz! Dediler...

Topluluklar, kabileler, gruplar ve cıvıl cıvıl kaynayan insanlar birbirine hayretle bakıyorlar...

Örtü geldi.

Taşı örtünün üstüne koydular ve dediler:

- Haydi, her kabileden bir adam, bunun bir köşesinden tutsun!

Her kabilenin temsilcisi örtünün birer ucundan tuttu. Hep beraber örtüyü kaldırttılar ve yürüttüler...

Taş, konulacağı yere getirildi.

Herkes, ama herkes memnun... Herkes saadet ve itminan içinde...

Ve bembeyaz bir yakut halinde Cennetten gelip, sonradan, dünya karanlığına eş simsiyah kesilen "Hacerü'l- Esved" isimli kara taş, Allah evinin sır köşesinde ve milyarlara varan ziyaretçinin öpücükleriyle ıslana ıslana kıyamet sabahını beklemek üzere noktalandı...

O mübarek taşı, Allah'ın sevgilisi bile öptü... Ve mübarek taşı kendi mübarek elleriyle o yere koydular...

12