logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

BÜYÜK FETHE DOĞRU

Şanı pek yüce olan Rabbimizin, Resulüne bahşettiği fetihlerin en büyüğü Mekke Fethi'dir. Allah, bu vesileyle İslam'ı yüceltmiş ve Resulünü keremlendirmiştir.

BOZULAN AHD

Hudeybiye anlaşmasında Kureyşliler, Arap kabilelerinden her birinin hür olmasını şart koşmuşlar ve onların, Kureyşlilerle Allah Resulünden hangisini isterlerse seçmekte serbest olmasını öne sürmüşlerdi.

Böylece Beni Bekr kabilesi Kureyş'i, Huzaa da Allah'ın Resulünü seçmişti. Biri Kureyş'in, öbürü de cihan Peygamberinin ahd ve himayesi altında...

Bu iki kabile arasında, bir zamanlar nice kanlar dökülmüş, nice boğuşmalar olmuştu. Birbirlerine düşmanlıkları eskiydi. İslamiyet'ten sonra düşmanlık ateşi biraz sönmüş ve bir müddet boğuşmaktan uzak kalmışlardı.

Hudeybiye anlaşması oldu, zaman geçti, işler yine kızıştı, yine birbirlerine yan yan bakmaya başladılar. Bir gün Beni Bekr'den Nevfel bin Muaviye isimli kâfir, akrabalarından birkaç kişiyle Huzaa oğullarının "Vetir" isimli sularında gelip kondular. Vakit geceydi ve gelişlerinden hiç kimsenin haberi olmamıştı. Huzaalılardan birde esir aldılar. Huzaalılar çığlık sesinden uyandı ve silahlarını kapıp baskıncıların ardına düştü, onları enselediler. Hasımlarıyla vuruşa vuruşa Mekke Haremine kadar indiler. Kureyş, kendilerine bağlı Beni Bekr'e silah verdiler, hatta onlara katılıp açıkça cenkleşmeye iştirak ettiler.

Kureyş'ten bu türlü hıyanet ve ahde vefasızlık zuhur edince, Huzaa kabilesinden Amr bin Salim, kırk atlıyla nur yatağı Medine'ye geldi ve Allah Resulünün saadetli huzuruna çıkıp halini arz etti:

- İşte bize yaptıkları!.. Kureyş ahdini çiğnedi!.. Ey Allah'ın Resulü!..

Kâinatın Efendisi, ilahi bir tebessümle buyurdular:

- Nusret sizindir. Hiç kimseye hiçbir şey açmayın!

Ve muradlarının ne olduğunu bildirmeden de harp ve sefer hazırlığına başladılar.

Öbür taraftan Kureyşliler bin pişman. Ettikleri hıyanetin, başlarına getireceği belaya engel olmak için Ebu Süfyan'ı Medine'ye uçurdular. Ebu Süfyan Peygamber huzurunda:

- Ahdimizi yenileyelim. Sulh müddetini uzatalım.

Kâinatın Efendisi Ebu Süfyan'a yüz vermediler, geldiği gibi dönüp gitti...