logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

ALTINCI YIL VE SULH

Bu yıl büyük ve toplu hareket yok. Bu yılın birçok keşif ve baskın hareketleri arasında, Hayber Yahudilerine yardım ettikleri haber alınan Beni Saad üzerine yine Hazret-i Ali gönderildi. Emrinde 100 atlı, rüzgâr gibi uçtular, Hayber kalesi yakınında Beni Saad'ı buldular. Kâfirler çil yavrusu gibi dağılıp yüksek tepelere can attılar. 500 deve 2000 koyun, ganimet.

SULH

6. yıl Zilkade ayında, Nebiyyi Muhterem, Kâbe'yi ziyareti murad ettiler. Yanlarına 1500 sahabi aldılar ve yola revan oldular.

Yol, yol...

Irmak ırmak akıyorlar.

Kum denizi Peygamber kafilesinin ayaklarını öpebilmek için olanca vecdiyle kaynıyor.

Önde, Kureyş'in içini ve dışını keşfedip bildirmek üzere gönderilen vazifeliler haber getirdi:

- Kureyş bir sürü asker toplamış. Yola çıktığını duymuşlar. Niyetleri seni, Allah'ın evini ziyaretten alıkoymak.

Sahabilerle meşveret.

Fikirlerin en güzeli Hz. Ebu Bekir'den:

- Ey Allah'ın Resulü, sen Allah'ın evini ziyaret niyetiyle çıktın. Gayemiz kılıç kullanmak değil. Doğru Kâbe'ye yönelelim! Ziyaretten alıkoyacak olanlara karşı cenk!

Nihayetsiz olan mülkün Seyyidi buyurdular:

- Allah'ın izniyle yürüyün!

Kureyş tarafından da Peygamber kafilesini keşfe çıktılar. Halid ibn-i Velid kumandasında bir süvari grubu, uzaklardan Müslümanları kollamaya memur edildi. Peygamberler Peygamberi emir buyurdular. Hemen bu süvarilerin üzerine varıldı. Halid, kollamaya memur olduklarının birdenbire karşısına çıktığını görünce hayret ve dehşete düştü. "Ata bin!" emrini verdiği gibi dörtnala Mekke'yi boyladı:

- Müslümanlar geliyor! Başınızın çaresine bakın!

Âlemin Rahmeti, cihanın en büyük zineti ebedi ve şanlı Resul Cenab-ı Ahmed (s.a.v), çöken develerinin üstünde, Kureyş'e bir bildiri gönderdiler:

- Allah'ı tazime aykırı düşmeyecek her işte Mekkelilere her müsaade verilmek şartıyla sulh istiyorlarsa, kabule hazırız.

Ve develerini sürdüler. Deve bir silkinişte kalktı, neşeli neşeli yola revan oldu.

Mekke'den 4-5 saat uzaklıkta Hudeybiye isimli köye indiler. Su kenarına oturdular. Sahabiler, çölün alev alev kavurduğu ciğerlerini tek damla fazlasını taşıyamaz bir sünger gibi suya kandırdılar. Öyle içtiler, öyle yudumladılar ki, su çabucak bitti, yatağının ıslak dibi göründü.

Kâinatın Efendisi, tirkeşlererinden bir ok çıkarıp buyurdular:

- Şunu suyun kaynak noktasına koyunuz!

Bütün gözler o noktada.

Habbe habbe kaynayan, kabaran taşan su.

Peygamber mucizesi.

123