logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

UHUD MUHAREBESİ

Uhud, nur şehri Medine'ye 5 kilometre mesafede bulunan bir dağ. Onun hakkında Allah'ın Sevgilisi:

"Şu Uhud'dur, o bizi sever, biz de onu severiz!" buyurmuşlardır.

Bu dağın bir özelliği de Hz. Musa'nın kardeşi Hz. Harun'un orada metfun bulunması.

Bu defa kılıcın ucunda bir yenik.

Uhud gazası, işte bu meşhur dağın eteklerinde cereyan etti.

Hicretin 3. yılı, Şevval ayının 11. cumartesi günü.

Kafası kanayan Kureyş kâfirleri Bedir gazasında ense köklerine İslam kılıcını yemiş, Nebiyyi Ekrem'den göreceklerini görmüş, kurtulanlar da Mekke'ye başları önünde, perişan bir halde dönmüşlerdi.

Kureyş'in en ileri gelenleri İslam kılıcı ile doğranmış bulunuyordu. Bunu hazmedemediler, küfür ve cehalet gayreti canlarına kadar dokundu. Toplanıp karar verdiler:

- Ne pahasına olursa olsun, öcümüzü alacağız!..

Ve bunun üzerine ellerindeki, avuçlarındakini serptiler, parayla sürü sürü asker tuttular, Ebu Süfyan'ı da başbuğluğa getirdiler.

İman ile küfrün ikinci büyük cengi. İslam'ın imtihanı Uhad'da verilecek.

Peygamberler Peygamberinin amcası Abbas, vaziyeti gizli bir mektupla Mekke'den bildirdi.