logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN ÇOCUKLUK YILLARI

NASIL KEŞFETMİŞTİ ?

İbadethanesinde münzevi bir hayat süren rahip, Allah'ın sevgilisini görmeden, O'nunla bir kelimecik konuşmadan, harikuladeliği nasıl keşfetmişti?

Nasıl olmuştu da, can ve gönülden çağlayıp taşmış ve en taşkın bir vecd içinde kervana koşmuştu?

Şöyle olmuştu:

Buhayra, kervan, başlangıçta ibadethanesine doğru yol alırken pencereden bakmaktaydı. Gözleri ufakları süzüyor, hayret ve dehşetle bulutların oynaştığını görüyordu. Malum kervanlar içinde herhangi bir kervan... Ötekilerden farklı bir tarafı da yoktu...

Fakat müthiş bir hal oluyordu! Kervanın tepesinde bir bulut yürümekte... Sanki bütün hızını kervandan alıyormuş gibi kervan hızlandıkça o da hızlanmakta, yavaşladıkça yavaşlamakta, durunca durmakta... Sanki bulut, bir iple kervana bağlı bulunmakta... Gidişi, duruşu, gelişi hep kervanla alakalı...

Buhayra, nazarını hiç ayırmadan kervanı ve bulutu süzmekte... Evet, havasında tek bulut gölgesi olmayan, güneşine hiç perde çekilemeyen sonsuz mavilik zemini içinde, kervanın tam üstünde kervana yelpaze tutmaya memur bir bulut... Hem de garip bir bulut!..

Kervan yürüye yürüye, kıvrıla kıvrıla ilerledikçe, aynı bulut da havada yüzmekte, iki kolunu iki yana açmış harikulade bir muhafız... Hep kervanı kollamakta, hep güneşin önüne perde olmakta... Bu garip bulut, kimi gölgeliyor?..

Nihayet kervan, tepesindeki bulutla beraber, ibadethanenin karşısındaki ihtiyar ağaca kadar gelip dayandı. Bu defa daha müthiş bir tecelli, daha müthiş bir manzara!..

İhtiyar ağacın dalları, yapraktan ellerini, çiçekten dillerini uzatmış, birdenbire her yanından hayat fışkırmış, kervanda birini korumak, kucaklamak istercesine eğilmekte, bükülmekte, toplanmakta...

Yıllar önce kurumuş, pörsümüş, lif lif parçalanmış ağacın tomurcuk tomurcuk açması da ne ?..

Bütün bunlar âlim rahibin gözlerinin önünde cereyan etmekte...

Ve âlim rahip, tüyleri ürpererek ve içinden ırmaklar çağlayarak kararını veriyor:

- Bütün insanoğluna Allah müjdesini getirecek olan, nebilerin ve resullerin sonuncusu ve tamamlayıcısı bulunan zatın geleceğini biliyoruz. İşte bu kervanda herhalde beklediğimiz kurtarıcı bulunuyor. Sayısız peygamberlerin hep birbirlerine işaret vere vere, bütün zaman ve mekan boyunca müjdeledikleri son Resul!.. Mukaddes kitapların bahsettiği, vasıflarına ait çizgiler resmettiği Allah sevgilisi... Bu, Hz. İsa'nın haber verdiğidir. Hemen O'nu görmeli, bağrıma basmalıyım...

Ve böylece, nur-u cihan'ın mukaddes sırtındaki Nübüvvet Mührünü ilk defa öpmek şerefine bu rahip nail oluyor...