logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN ÇOCUKLUK YILLARI

FATIMA HATUN

Ebu Talib'in zevcesi Fâtıma Hatun da nur çocuğu öz evladı gibi seviyordu. Nebiler Nebisine bütün gönül kapılarını açmış, bütün benliğiyle ona bağlanmıştı... O'nun muhabbetiyle adeta uçuyor, o güzel çiçeğin etrafında pervaneler gibi dönüyordu...

O kainatın tacı da, bu şefkatli kadını bir anne gibi seviyordu. Hatta Fatıma hatun öldüğü zaman şöyle demişti:

- Bugün annem öldü!

Ve mukaddes sırtına giydiği gömleği çıkarıp ona kefen olarak sarmıştı. Gömüleceği kabrin içine girip yanı üzeri biraz uzanmıştı. Sahabiler dediler ki:

- Ey Allah'ın Resulü! Biz, senin buna yaptığın şeyi başkasına yaptığını görmedik!..

Varlığın sebebi olan Cenab-ı Peygamberden şu cevabı aldılar:

- Ebu Talib'den sonra, bu kadıncağız kadar bana iyiliği dokunan hiçbir kimse yoktur. Ahirette cennet elbiselerinden elbise giymesi için ona gömleğimi sardırdım.Kabre ısınması, alışması için de oraya kendisiyle birlikte uzandım!..

Allah Resulünün bu derece vefa göstermesi elbette yüce ahlakından ileri geliyordu...Çünkü O, alemlere rahmetti...

Nebiyyi Muhterem, yengesi için pek büyük üzüntü duymuştu. Bu hale hayret edenlere de şöyle demişti:

- O, benim annemdi! Kendi çocukları aç durur, suratlarını asarlarken, o önce, benim karnımı doyurur, saçımı tarardı. O benim annemdi!

Hazret-i Ali (k.v.) gibi bir yüce bahadırında annesiydi o... Allah Resulüne de ilk iman edenlerdendir... Gönlü elmas renkli incilerle doluydu. Bütün ömrünce Allah Resulünü sevmiş, O'nun çevresinde bir kelebek gibi uçmuştu...

Ne mutlu o muhterem kadına ki, iman seması, Kur'an güneşi; cennetlerde son durağı olmuştu...

Ey Habibi Kibriya, Kim ki hayranın değil,
Eyvah ona, olmuştur, iki âlemde zelil!