logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN ÇOCUKLUK YILLARI

YARILAN GÖĞÜS

Hadis âlimlerinden Ebu Ya'la, Ebu Naim ve İbn-i Asakir, sahabe Şeddad bin Evs'den Nebiler Nebisinin bir hadisini naklederler:

- Küçücük bir çocuktum. Bir gün, akranım olan çocuklarla bir derenin içindeydik. Birden, derenin içinden üç adam çıkageldi. Ellerinde bir altın leğen vardı. İçi dopdolu kar... Ellerini uzattılar ve beni çocukların içinden çekip aldılar. Çocuklar korku ve dehşet içinde, oymak yerine doğru kaçıştılar... Adamlardan biri beni yanlama yere yatırdı ve karnımı yardı. Ben bakıp duruyordum ve acı diye bir şey duymuyordum. Adam, bağırsaklarımı çıkarıp leğendeki karın içinde sıkı sıkı yıkadı ve sonra yerine koydu. Biri de gelip göğsümü yardı, kalbimi çıkarıp eline aldı, kalbimin içinden bir kaç damla uyuşuk kan çıkarıp attı. Sonra eliyle sağ ve sol tarafımdan bir şey alır gibi yaptı. Baktım; elinde nurdan bir mühür... Nazar edenin aklı gider. Onunla kalbimi mühürledi ve kalbim Nebilik hikmet ve nuruyla doldu. Yüreğimi yerine koydular. Uzun zaman o mührün soğukluğunu içimde duyar oldum. Daha sonra üçüncü bir adam gelip karnımın yarılan yerini eliyle sığadı ve Allah'ın izniyle yarası kapanıverdi. Elimden tutup beni saygı ve nezaketle ayağa kaldırdılar...

Resuller Serverinin sütannesi Halime hatun anlatır:

- Oğlum koşarak ve çığlık basarak geldi. Anne, dedi; tez yetişin bir adam geldi aramızdan Muhammed'i kaptı, alıp bir tepe üzerine çıkardı ve karnını yardı!..

Buraya bir nokta koyup şunu belirtelim ki: Peygamberler Peygamberinin, çocukluk yaşlarında, mübarek karınlarını yarıp içini tertemiz ve pak hale getirdikten sonra kalplerini Nebilik, nur ve hikmetiyle doldurmuşlardır... Yine mukaddes kalplerinin şakkolunması [ikiye ayrılması] da ayrıca Hirâ dağında ve Cebrail aleyhisselamın getirdiği ilk vahiy esnasında, ondan sonra da Miraç gecesinde tekrarlanmıştır...

Allah'ın Resulü bu ameliyattan sonra hiçbir acı eseri duymamışlardır...