Altı yaşında anneden de öksüz Alemlerin Efendisini, dedesi Abdülmuttalib bağrına bastı. Gece gündüz hep o güzelin hizmetinde bulundu. O'nu altın başaklı bir lale gibi koklayıp duruyordu... »
Âlemlere rahmet olan Cenab-ı Mustafa sekiz yaşlarındayken de büyük babası Abdülmuttalib öteler âlemine göçtü. Vefat ettiği zaman 80 yaşını aşmış bulunuyordu. O'nun vefatıyla Mekke şehri matemlere büründü... »
Bundan böyle nur çocuk, amcası Ebu Tâlib'in himayesinde... »
Uzaklarda bir adam var... Bu adam, o devrin ilim sahibi... İnsan tavır ve şekillerinden mânalar çıkarıyor... Ara sıra da Mekke'ye geliyor... Kureyş büyükleri hemen etrafına halkalanıyor... »
Ebu Talib'in zevcesi Fâtıma Hatun da nur çocuğu öz evladı gibi seviyordu. Nebiler Nebisine bütün gönül kapılarını açmış, bütün benliğiyle ona bağlanmıştı... »
AY PARÇASI BİR ÇOCUK O güzellik sultanı çocuğun cemalinde ışık üstü bir ışık vardı. Görenlerin aklı kamaşıyordu... Hep güler yüzlü, tatlı, fakat daima mahsun ve düşünceliydi... »
İbadethanesinde münzevi bir hayat süren rahip, Allah'ın sevgilisini görmeden, O'nunla bir kelimecik konuşmadan, harikuladeliği nasıl keşfetmişti? »
Küfür, insan kalbini kemiren bir kanser ki, âlemde devası yoktur!... »