logo

logo

ALEMLERİN HÜZÜN YILI

BÜTÜN KAPILAR KAPANSIN

Hastalık her an derinlere doğru biraz daha ilerliyor. Bir taraflarında Hazret-i Ali, öbür taraflarında Fadl İbn-i Abbas, iki tarafa dayanarak mescide geldiler. Mescit kaynıyor. Sahabiler, güneşe baktıkları an rengini biraz daha uçmuş görüyorlar.

Minbere çıktılar ve dediler:

- Bir kul ki yüce Allah onu dünyanın ni'metlerinden (istediği kadar) vermekle kendi nezdinde olan (ukba ni'metleri) arasında muhayyer kıldı. O da Allah nezdindekini ihtiyar etti.

Bu sözleri duyan Hazret-i Ebu Bekir (r.a) in gözlerine yaşlar hücum etti, hıçkıra hıçkıra ağladı ve dedi:

- Atalarımız ve analarımız sana feda olsun (ey Allah'ın Resulü)!..

Sahabilerin beynine yıldırım düşmüş gibi... Herkesin gözü Sıddık-ı Ekber'de... O, yaralı bir ceylan gibi inliyor ve ağlıyor... Allah'ın Resulü, Hazret-i Ebu Bekir (r.a.) i ağlar görünce şöyle buyurdular:

-Muhakkak ki arkadaşlığı hususunda da, malı hususunda da insanların bana en çok ihlâslısı Ebu Bekir'dir. (Ümmetimden) kendime bir dost edinseydim, şüphesiz Ebu Bekir'i edinirdim. Lakin İslam yüzünden (hâsıl) olan kardeşlik (şahsi dostluklardan efdaldir).

Ve kelimeleri tane tane söylediler:

- Mescidde Ebu Bekir'in kapısından başka hiçbir açık kapı bırakılmasın!

Böylece, son emanet insanoğlunun en büyüğüne veriliyordu.

Sahabilerin gözleri pınar pınar...

12